Asperger Sendromu

ASPERGER SENDROMU

Asperger Sendromu yaygın gelişimsel bozukluklar yelpazesi içinde incelenen çocuk psikiyatrisinin kendi içinde en özgün çocuklarının bulunduğu bir tanı kümesidir. Bu çocuklar sıklıkla da dikkat eksikliği ya da takıntılar, arkadaş edinememe gibi belirtilerle kliniklere başvurabilirler. Bu çocuklar görüşme odasına girdikleri andan itibaren deneyimli bir psikiyatri uzmanı tarafından “farklı çocuklar” oldukları hissedilir. Ancak bu farklılığın tanımlanması eğer bir çocuk ergen psikiyatrisi dışı kimse tarafından değerlendiriliyorsa çoğunlukla kolay olmaz. Sıklıkla belirtilere yönelip ana tablo tanımlanmadan kalır.
Bu çocukların kendi ilgi alanlarındaki bilgi birikimi, görsel hafızaları kimi zaman insanı hayrete düşürürken aynı çocuğun çok basit sosyal imaları anlamakta zorluk yaşadığını görmek çevresindeki insanlar açısından kafa karıştırıcıdır. Asperger sendromu denildiğinde aslında bizden farklı bir beyin işleyişiyle karşı karşıya olduğumuzu bilmek gerekir.
Tanı genellikle çocuk 5 yaşına ulaştıktan sonra konabilir hatta erken okul yıllarına kadar AS tanısı neredeyse hiç konulmaz. Karakteristik belirtiler genelde 8–10 yaş civarı ortaya çıkar.
Diğer otistik bozukluk tiplerinde olduğu gibi AS’de de temel zorluk sosyal öğrenme ve sosyal farkındalıktaki yetersizliktir .Şimdi bu çocukları biraz tanıyalım.

a. Erken Çocuklukta Belirtiler

AS olan bireylerin bir kısmı ilk yılda çok rahat, yalnızken mutlu olan bebekler olarak tanımlanırken, diğerleri huzursuz, çok fazla ağlayan, yatıştırılması zor, uyku problemleri olan, hiperaktif bebekler olarak tanımlanır.
Yürümenin gecikmesi oldukça sıktır. Kaba motor hareketler beceriksizcedir.
Bu çocuklar yaşından daha olgun ve akıllı görünebilir.
Ses, koku, dokunma gibi duysal uyaranlara anormal tepkiler olabilir.
3 yaşına kadar çok az konuşma varken birden uzun cümlelerle konuşma başlar. İletişime yönelik kendiliğinden konuşma kısıtlı olabilir.
Normal gelişen çocuklarda 2 yaşında paralel oyun, 3 yaşında ise karşılıklı oyun başlar. AS olan çocukların yaşıtlarına ilgisi çok azdır veya hiç yoktur. Diğer çocukları itme, eşyalarını alma, onları ve nesneleri koklama, yalama, ısırma gibi davranışlar gösterebilirler.
Bir kısmı bu yaşta bile yetenekler (bilgisayar, coğrafya, matematik, spor skorları gibi) geliştirir. Bir kısmı bu yaşta okumaya başlar.

b. Erken Okul Yıllarında Belirtiler

Tanı daha çok bu yıllarda konur. Çocukların okula gitmesiyle sendroma ilişkin zorluklar daha belirgin hale gelir çünkü bu yaşlarda sosyal beklentiler artar.

Sosyal zorluklar
Szatmari (1989) ve Gillberg (1989) tanı ölçütlerine göre diğer insanlarla arkadaşlık kurma veya etkileşme isteği olmayan soğuk (aloof) bir birey AS tanısı alabilse de diğer çalışmalar, AS olan bireylerin sıklıkla soğuk ve içe dönük olmadığını göstermektedir. Ghaziuddin’nin davranışsal fenotipe yönelik yaptığı bir çalışmada 58 AS olan bireyin %79’u ‘aktif ama garip (active but odd)’ olarak tanımlanmıştır. Aslında bu bireyler diğerleriyle etkileşimde bulunmak isterler ve bunun için atılımlar yaparlar ancak yaklaşım tarzları uygunsuz ve gariptir. Alışılmadık dar bir başlıkla ilgili tek yönlü, uzun soluklu, bilgiçlik taslar şekilde sohbete girerler. Diğer insanlar tarafından, bu beceriksiz sosyal yaklaşımlarından dolayı ve diğer insanların duygu, niyet ve ima edilen iletişimlerine duyarsız olduklarından dolayı dışlanırlar.
Aşırı egosentrizm gösterirler. Bu da diğer insanların düşüncelerini ve ihtiyaçlarını göz ardı etmeyle sonuçlanır. Bu egosentrizm, bencil insanların yaptığının tersine, kasten yapılan bir davranış değildir. Ancak AS olan bireylerin iyi, uzun süreli insanlar arası ilişki kurmasını engelleyen büyük bir problemdir. AS olan bireylerin aile fertleri, karşılıklı duygusal paylaşım olmamasından yakınırlar. Olaylara karşıdaki insanın bakış açısından bakamazlar, karşıdaki insanla empati kuramazlar. Dolayısıyla uygun duygusal karşılıklar veremezler. Bu da karşıdaki insan tarafından soğukluk ve duygusuzluk olarak değerlendirilir.
Çoğu vakada patolojik olarak her zaman doğruyu söyleme ihtiyacı vardır. ‘Beyaz yalanlar’ söylemeyi beceremezler. Sosyal kuralları anlamakta zorlanırlar, bazı ortamlarda bazı şeylerin söylenmeyeceğini bilmezler. Rol yapamazlar.
Erişkinlerle veya kendilerinden küçüklerle daha iyi iletişim kurarlar. Bir kısmı erişkinlerin taleplerine uymayı sıklıkla reddeder ve tartışır. Bazıları saldırgan ve karşıt olsa da genellikle kötü niyetli ve kaba değillerdir.
Sağduyudan yoksundurlar.
Zamanla çoğu farklı, garip, alışılmadık olduğunu fark eder.

Dar kısıtlı ilgi paternleri


Zamanlarının büyük bir kısmını alan bir özel ilgi alanları vardır. İlgi alanının içeriğinden çok çocuğun bu ilgi alanına çok fazla enerji ve zaman ayırması sorun oluşturur. O kadar çok zaman ve enerji harcanır ki diğer bütün şeylere çok az zaman kalır. Çocuğun çok fazla zamanını ve motivasyonunu aldığından, genel öğrenmeyi ve diğer insanlarla daha karşılıklı bir sohbete girmesini engeller. Sosyal alışverişlerinin çoğu da bu ilgi alanıyla ilişkilidir. AS olan çocuklar sınırlı bir başlık hakkında çok fazla miktarda ve ayrıntıda bilgi edinirler. Hatta Hans Asperger, bu çocukları ‘küçük profesörler’ olarak da adlandırmıştır. Aynı anda iki ya da üç ilgi alanı olabilir. Zaman içinde ilgi alanları değişebilir. Tarihi olaylar, başkentler, meteoroloji, dinozorlar, arkeoloji, opera sanatçıları, asal ayılar, Fransız devrimi, matematik, tren saatleri, bilgisayarlar, kurbağalar, ilgi alanlarının bazı örnekleridir.
Bu belirti çocukluk çağında fark edilmeyebilir çünkü dinozorlar, çizgi film karakterleri gibi bazı ilgi alanlarına bütün çocuklarda sık rastlanır.
Kızların ilgi alanları daha sosyal görünebilir ama incelendiğinde anlamından ziyade kuru ezber olduğu anlaşılabilir. AS olan kız olguların bazılarının hiçbir özel ilgi alanı olmayabilir. Genel olarak negativisttirler ve herşeye “hayır” derler.
Sıklıkla ceplerinden “en yüksek 50 dağ”, “en iyi 30 fıkra” gibi “top listeleri” çıkabilir.

Konuşma ve dil alanındaki anormallikler


Dili ortamına göre, vurgusuna tonlamasına göre anlamada veya metoforik dili anlamada zorlukları vardır.
Konuşma sırasındaki vurgu ve tonlamaları otistik bireylerinki kadar monoton olmasa da kısıtlıdır. Konuşmanın hızı farklı olabilir. Konuşma ya çok hızlıdır ya da akıcı değil, kesintilidir.
Sesin volümünü ayarlamada bir zorluk yaşarlar. (örn: konuşulan kişi fiziksel olarak yakın olsa bile yüksek sesle konuşmak gibi).
Pragmatik zorluklar belirgindir. Karşılıklı bir diyalogu sürdürmede zorlanırlar. Açık uçlu sorulara cevap veremeyebilirler. Konuşma sıklıkla teğetseldir ve gereksiz ayrıntılarla doludur. Çağrışımların gevşemiş olduğu ve enkoheran bir konuşma olduğu hissini uyandırabilir.
Bazıları diyaloglardaki soru-cevapları, sohbetin bir parçası olarak değil bir oyun olarak görüp, cevabını bilmelerine rağmen “doğru cevabı alabilecek miyim” diye aynı soruları tekrar tekrar sorabilirler.
Konuşmaları sıklıkla laf kalabalığı ile karakterizedir. Karşıdaki kişinin konuyla ilgilenip ilgilenmediğine, yorum ekleme isteğine, konuyu değiştirme çabasına bakmaksızın aralıksız bir şekilde ilgilendikleri başlıktan bahsederler. Bu kadar uzun monologlara rağmen konuşma bir sonuca bağlanamayabilir.

Sözel olmayan iletişim zorlukları


Göz kontağı kısıtlı olabilir. Ya da bakışlar uzun süreli, sert, delip geçen, boş, şaşırmış şekillerde olabilir.
Konuşma sırasında jest ve mimiklerin kullanımı azdır veya uygunsuzdur. Konuşma sırasında mimikler çok kısıtlıyken uygunsuz bir yerde kocaman bir gülümseme hatta kahkaha gelebilir.
Diğer insanlarla uygun fiziksel mesafeyi ayarlamakta zorlanabilirler. Çok yakın bir mesafede durabilirler. Konuşmanın ortasında kalkıp yürüyebilir, konuştukları kişinin arkasında konumlanabilirler 4, 12.

Motor kontrol problemleri


Yürüyüşleri hipotonik, hantal ve katıdır ve sıklıkla kollar sallanmaz. Bazıları zıplayarak yürür. Vücut duruşları tuhaftır.
İnce motor hareketlerde beceriksizlik olabilir. Ancak çoğunluğu için asıl olarak kaba motor performans oldukça problemlidir.
Bisiklet sürmede, yüzmede, topu yakalamada ve doğru yöne atmada zorlanabilirler.
Stereotipileri olabilir ama bu yaşlarda sıklıkla kaybolur veya garip olduğunu anladıklarından aktif olarak diğer insanlardan saklarlar.
Okul çağında sıklıkla tik gelişir.
Ergenlik öncesi dönemde “katatoni” gelişebilir.

c. Ergenlikte belirtiler

Çocukluk çağındaki bazı belirtiler bu dönemde öğrenme ve bilişsel yollarla azalabilir.
Bir çoğunda kişisel hijyen kötüdür. Saç ve tırnak kesme problem olabilir. Bazıları aynı elbiseyi aylarca giyebilir. Yıkanmasından rahatsız olabilir, bazıları da günde birkaç kez kıyafet değiştirebilir.
Küçüklüklerinde aktif ama garip olanlar ergenlikte sosyal fobi geliştirebilir. Bu dönemde normal gelişen çocuklardan farklı olduklarını daha iyi anlarlar ve bu nedenle sosyal yetersizlik duyguları artabilir ve içe kapanma olabilir. Yine depresyon ve huzursuzluk sıktır. Madde kullanımı ve nadiren antisosyal aktiviteler olabilir.
Katatonik özellikler gelişebilir.
Kızlarda, nadiren de erkeklerde Anoreksiya Nervosa gelişebilir. (uygun yiyeceklerle ilgili sabit fikirler, çeşitli ritüeller nedeniyle) .
AS’de psikiyatrik eş tanıların ortaya çıkması bir istisna değil neredeyse bir kuraldır. Ek psikiyatrik durumlar hem çocuk hem aile için belirgin sıkıntı yaratabilir ve yaşam kalitesini daha da bozabilir. Örneğin AS olan bir bireyde depresif belirtilerin başlaması, agresyon ve kendini yaralayıcı davranışlar gibi uyuma yönelik olmayan davranışları başlatabilir veya arttırabilir.

AS ve otizmi olan bireylerde bütün psikiyatrik bozukluk tipleri görülebilir. En sık olanları DEHB gibi yıkıcı davranım bozuklukları ve depresyon gibi duygudurum bozukluklarıdır. Ergenlik öncesi dönemde en sık DEHB iken, ergenlik döneminde depresyon daha sıktır. Ayrıca fobiler ve OKB gibi anksiyete bozuklukları da bu populasyonda sık görülmektedir. Psikotik bozukluklar sık değildir. Bu grupta psikozun en sık sebebi şizofreni değil, depresyondur. Bunların dışında cinsel kimlik bozukluğu , tik bozuklukları, yeme bozuklukları , TSSB  selektif mutizm ve katatonide AS ile birlikteliği bildirilen diğer psikiyatrik bozukluklardır.
(Asperger sendromunda psikiyatrik eş tanılar tez C.Tanıdır) 

Sayaç