Cinsel İstismar

Cinsel İstismar

Çocuklarınızı Cinsel İstismardan Korumak İçin Onları Cinsellik Konusunda Bilgilendirin!

Ne yazık ki son yıllarda giderek daha fazla duymaya başladığımız cinsel istismar kavramı, “henüz cinsel gelişimini tamamlamamış bir çocuğun ya da ergenin, bir erişkin tarafından cinsel arzu ve gereksinimlerini karşılamak için güç kullanarak, tehdit ya da kandırma yolu ile kullanılması” olarak tanımlanır. İstismar, çocuk ya da ergen ile kan bağı olan ya da ona bakmakla yükümlü birisi tarafından yapılmışsa bu durum ensest olarak adlandırılır. İki çocuk arasındaki cinsel aktiviteler yaş farkı 4 yaş ve üstü olduğunda cinsel istismar kapsamında incelenir. Küçük çocuğun zorlama ya da ikna ile cinsel haz amacı güden aktivitelere maruz bırakılması da cinsel istismar olarak ele alınır. Geniş bir yelpaze içinde değerlendirilen cinsel istismar içinde cinsel birleşme, cinsel birleşmeye teşebbüs, oral genital temas, genital bölgenin doğrudan ya da giysi üzerinden okşanması, teşhircilik, çocuğun erişkin cinsel aktivite ya da pornografiye maruziyeti ve fuhuş ya da pornografide kullanılması gibi travmatik yaşantılar yer alır. Çocuğun rızası olsun olmasın bunlara maruz bırakılması SUÇTUR ve CEZAİ yaptırımı vardır.
Çocuklar kendilerine yönelik cinsel amaçlı saldırının ayırdında değildirler. Bu saldırının kendilerinin üzerinde yaratacağı olumsuzluk ve zararları bilmezler.

O kadar nadir görülüyor ki bizim başımıza gelmez değil mi?


Bu sorunun yanıtı ne yazıkki hayır. İstismar çoğu kez gizli kaldığı, sır olarak saklandığı için gerçek istatistiksel verilere ulaşmak zordur. Cinsel istismara uğrayan kişilerin yalnızca %15'inin bunu resmi makamlara bildirdiği dikkate alınırsa ulaşabildiğimiz olguların buz dağının görünen kısmıyla sınırlı olduğu düşünülebilir. Dile getirdiğimiz rakamlar buz dağının görünen kısmı da olsa azımsanamayacak rakamlar. Ülkemizde istismar ile ilgili istatistiksel veriler kısıtlıdır. 9-11. sınıflarda okuyan kız öğrencilerle yapılmış bir çalışmada; öğrencilerin %11,3’ü çocukken özel bölgelerine istemedikleri bir şekilde dokunulduğunu, %4,9’u ise cinsel ilişkiye zorlandıklarını belirtmişlerdir. Bu da hemen hemen her sınıfta bir kişinin tacize maruz kaldığı sonucunu ortaya çıkarıyor.

Cinsel istismarın klinik özelikleri ve çocuk üzerindeki bozucu etkilerini belirleyen koşullara baktığımızda;

  • Çocuğun istismarcı ile olan ilişkisine bağlıdır. Aile içinden ya da yakın ilişki kurduğu kişiyse etkilenme daha fazladır.
  • İstismarın şekline, süresine bağlıdır. Uzun süre ve sık aralıklarla yaşanması daha bozucu etki gösterir.
  • Şiddet kullanımına, fiziksel zararın varlığına bağlı olarak etkilenme artar.
  • Çocuğun yaşı ve gelişim basamağına bağlıdır. Erken yaş ve uzun süreli travmalarda bozucu etki çok daha fazladır.
  • Çocuğun travma öncesi psikolojik sağlığı travmanın etkisi açısından önemlidir. Travma öncesi psikolojik gelişimi sağlıklı olan çocuklar iyi bir aile desteği de varsa daha az zarar görürler.

İstismar Sonrası Acil Pansuman

Çoğu istismar vakası yıllarca sessiz kalır; istismarı açıklayamaz. Çoğu olguda sessiz kalma isteğinin temel nedeni 'unutmak'tır. Olay unutulsun ve hiç  yaşanmamış farzedilsin istenir. Çocuk, bir yandan içinde bulunduğu durumdan ve durumun açığa çıkmasından korkarken diğer yandan istismarcısına gelecek zarardan sorumluluk duyar.

Ülkemiz koşullarında istismar açıklandığında çocuk ve ergenin suçlanması, etiketlenmesi, yaşamının sınırlandırılması hatta adeta cezalandırılması hiç de nadir değildir. Çocuk ya da ergen, yaşadığı acıya çare bulmak ve haykırmak istese de suçluluk ve utanç duyguları daha da önemlisi olay açığa çıktıktan sonra yaşanacakların korkusu çocuğun susarak daha da yalnızlaşmasına ve istismarın devam etmesine sebep olur. Diğer taraftan istismar unutulmak istense bile unutulamaz. Yok sayılan istismarın açtığı yara yine de her şekilde kendini başka ruhsal belirtilerle gösterir. Psikiyatriye intihar girişimleri, depresyon, kendine zarar verici davranışlar, öfke patlamaları başta olmak üzere çok çeşitli belirtilerle başvuran hastaların iyi bir güven ilişkisinden sonra altta yatan temel sıkıntının içlerinde taşıdıkları sır olması çok sık karşılaşılan durumdur. Travma kişinin iç dünyasına, insanlarla kurduğu ilişkilere, hayat içinde kendisini tanımlamasına, gelecekle ilgili tasarımlarına yıkıcı bir etki yapar. Travma yaratan olay geride kalır belki ama ruhsal alandaki bozucu etkisini yaşam boyu devam eder. Bu nedenle tedavideki temel amaç 'unutmak' değil; olayı tüm ayrıntılarıyla hatırlamak, dağılan düşünce ve duyguları yerli yerine koymaktır. Yaşanan olayın geride kalması aslında olaydan bu güne gerçekle uyumlu olmayan duygu ve düşüncelerin taşınmaması demektir. Tedavi süreci travma ve ilişkili konuların zarar veren her yönüyle masaya yatırılması acı verici olabilir ve zaman alabilir. Ama tedavisiz kalmak acının yaşam boyu çok çeşitli şekillerde çekilmesine sebep olur.

Cinsel istismar aslında beklenmedik şekilde çocuğun karşısına çıkan ve çocuğu yaralayan bir eylemdir. O zaman istismara uğramış bir çocukta onu istismarın kötü etkilerinden korumak için ne yapılmalıdır ?
Her şeyden önce çocuğun koruyucu aile bağlarıyla sıkıca desteklenmesi  çok önemlidir. Bu acil kanayan yaraya ilk müdaheledir. İlk aşamada çocuğa olayı söze dökebilmesine yardım edecek güven ortamını sağlamak, soğukkanlı bir şekilde dinlemek ve desteklemek; aslında ilkyardım gelene kadar çocuğun yarasına bakmak ve yarasını temizlemektir. En basit şekliyle onun yanında olduğunu, bunun onun suçu olmadığını, utancı yaşaması gereken kişinin suçlu olan kişi olduğunu söylemek ve suçlu kişinin ceza almasını sağlamak için yasal adımları atmak aslında en önemli ve en koruyucu travma müdalalesidir.Çocuğun yaşadığı her türlü duygu ve düşüncesini dinlemek, yargılamadan kabul etmek yaranın derinleşmesini önler. Çünkü biliyoruz ki suçluluk ve utanç travmanın ilk hedef aldığı duygulardır.

Yara ne kadar derin ya da uzun vadede iz bırakacak mı?

Aslında tüm bunlar yaranın nasıl ele alındığıyla da ilgilidir. Çocuk ve Çocuk psikiyatrisi karşılaştığında en doğru yol aile ve çocukla birlikte yarayı tedavi etmektir. Düşen bir çocuğun yaşadıklarından yola çıkalım. Düştü, bacağı yaralandı. Pansuman sırasında nasıl canı yanarsa tedavi sırasında da travmayı ifade etmenin acısı çocuğun canını yakabilir; ama tedavi olmazsa yara mikrop kapabilir, derinleşebilir ve bacağın çalışmasını engelleyebilir. Önemli olan ve hayat yoluna rahat ve keyifli devam edebilmektir. İstismarın olduğu gerçeğini her ne kadar görmek istemesek de değiştiremeyiz ancak istismarı gerçekten çocuğun gelecekteki şu anlarını etkilemeyecek düzeye getirebiliriz. Tedavinin temel amacı aslında yaşananlarla yüzleştikten sonra onları geride bırakmaktır. Hayat, sevgi, güven, cinsellik, değerlilik gibi pek çok başlıkta zarar gören iç dünya tedavi edilir. 

İstismar ister aile içinden ister aile dışından olsun istismarın açığa çıkmasının ardından çocukla olan etkileşim klinik tablo üzerinde belirleyici durumundadır. Bazı aileler yaşadıkları şok ve çaresizlikle başa çıkamayıp öfkelerini ve aslında kendi suçluluklarını (koruma ve gözetimle sorumlu olduklarından) çocuğa yansıtırlar. İşte bu en kritik noktada çocuk hayatının en zor anları içindeyken, en çok da ailesine ihtiyacı varken, bir de onlardan gelen yanlış geri bildirimler zaten güven ve sevgi duygusundan yaralı çocuğu daha da derinden yaralar. Soruna odaklı çözüm arayışına giden, suçluluk ve sorumluluk duygularını çocuk üzerinden alabilen bir destek sistemi içinde daha olumlu bir klinik görünüm ortaya çıkar. Aile bağlılığının travma sonrası bozucu etkilerine karşı koruyuculuğu bu destekten mahrum kalan çocuklara göre 4 kat fazladır.

Çocuk  istismarın olduğunu bazen başka şekillerde ifade edebilir. Ailelerin bu konuda uyanık olması durumu erken tanımak ve dolayısıyla çocuğu korumak ve tedaviye erken başlamak şanstır. Bu nedenle aşağıdakilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız mutlaka dikkate alarak harekete geçin!

Cinsel istismar ile en ilişkili bulunan “şüpheli” belirtiler;

  • Çocuğun cinsel bölgelere ağzını götürmesi,
  • Erişkinlere ya da yaşıtlarına cinsel eylem isteğini ifade etmesi,
  • Sık ve ortalık yerde yapılan (ya da bir obje ile yapılan) mastürbasyon ve vajina ya da anüse obje yerleştirmesi.
  • Kendi yaş ve gelişimine uygun olmayan cinsel bilgiye sahip olma
  • Resim oyun konuşma ve davranışlarında cinsel içerikli temaların oluşması
  • Yalnız kalmak istememe, uyku sorunları, çiş, kaka kaçırma ve bebeksi davranışlar
  • Kendini yaralayıcı ya da aşırı riskli davranışlar
  • Dürtüsellik, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık
  • Bazı kişi ve durumlardan uygunsuz şekilde korkmak (aslında istismarı muhtemel hatırlatacak şeylerden korkma) ya da kaçınma
  • Ani davranış değişiklikleri, okul ve arkadaş ilişkisinde sorunlar
  • Daha büyük ergenlerde rastgele cinsel ilişkiye girme davranışı
  • Madde kötüye kullanımı
  • İntihar ve kendini yaralayıcı davranışlar

Özelikle istismara uğrayan erkeklerde şiddet içerikli davranışlara yönelme, fiziksel ya da cinsel şiddet gösterme, okuldan kaçma, evi terk etme gibi davranış sorunları görülebilir. Çocukta olan istismarın erişkinden farkı, henüz tam oluşmamış temel duygular ve düşünceler daha en baştan yanlış yöne sapar. Bu sapma ne kadar geç ele alınırsa o yoldan geri çevirmekte o kadar güç olacaktır. En basit örnekle çocuğun ilişkilerdeki mesafe ayarlamasıyla ilgili bozulma sonra karşısına çıkacak ilişkilerdeki mesafeninde belirleyicisi olacaktır. Uygunsuz bir şekilde yakınlık gösteren çocuk  herkese sarılma vs) uzun vadede aslında yeniden tacize de kendini açık hale getirir. İstismara uğramış çocuklar için depresyon, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları, DB, Somatoform bozukluklar, TSSB, yeme bozuklukları, davranış bozuklukları, dışa atım bozuklukları, cinsel kimlik bozukluğu gibi pek çok tanı konulabilir. Bu kişiler psikoterapi ortamında kendi hayatlarını açtıklarında istismar hiçte nadir olmayan oranlarda önlerine çıkar. Uzun süreli baş ağrısı diye doktora giden hasta uzun süredir başka bir şeylerin acısını çekiyor olabilir. Drossman ve arkadaşları Gastroenteroloji Bölümü'ne başvuran kadınlarda yürüttükleri bir çalışmada %44 oranında cinsel ve fiziksel istismar saptamışlar. Cinsel istismar yaşantısı ergenlerde intihar riskini 8 kat artırır. Erişkin dönemde Borderline Kişilik bozukluğu çocukluk cinsel İstismarı ile ilişkilendirilmiş hastalıklar arasındadır.

İstismarcı kişiler kimlerdir?
Yolda tanımadık biri tarafından gerçekleşen istismar grubu bildiğimizin aksine az bir görünen kısımdır. Olguların yarısından daha fazlasında istismarcı çocuğun daha önceden tanıdığı ve güvendiği biridir. Bu kişi hergün günaydın dediğiniz komşu ama daha da öte kan bağınız olan aileden biri olabilir.

İstismara daha çok kızlar mı uğrar?

Daha önceki araştırmalarda erkek istismarının daha az sıklıkla olduğu bilinse de son zamanlarda bunun sıklığının arttığı, aslında erkek çocukların kız çocuklara göre bildiriminin ya da psikiyatri servislerine getirilmelerinin daha az olmasıyla (duyulmasından duyulan korku) ilişkili olduğu düşünülüyor. Yapılan araştırmalar 13 yaş altı erkek çocukların da riskli grubu oluşturduğu üstelik genelde ev dışında çoğunlukla akraba olmayan ama çocuğu tanıyan birileri tarafından, penetrasyon içeren ve tekrarlayıcı nitelikte olduğu bildiriliyor. Yapılan labaratuvar bulgularından yola çıkarak taciz yoktur diyebilmek çok zor; çünkü çok az bir kısım çocukta labaratuvar bulgusuna rastlanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre kronik olarak cinsel istismara maruz kalan erkek çocuklarda olguların sadece %7'sinde bulgu saptanmış.

Peki çocuklarımızı istismardan nasıl koruyabiliriz?
Buradaki en önemli nokta kimin istismarcı olup olmadığını asla bilememiz. Bu her ailede meydana gelebilecek bir sorun. O zaman bu yolla herkesten şüphelenmek kendi hayatımızı ya da çocuğun hayatını kısıtlamaktan başka bir işe yaramadığı gibi bozucudur da. İşte tam da bu sebeple istismardan en iyi koruma yöntemi çocukla her şeyden önce iyi bir ilişki kurmak (her ne olursa olsun korkmadan çekinmeden annesi ve babasına her şeyi anlatacağını bilen bir ilişki) ve doğru bir cinsel eğitimdir.

Çocuğunuzun yaşına uygun cinsel bilgileri öğrenmesinden vebunları öğretmekten çekinmeyin. Bunlar; 

  • Bedenini tanıması
  • Özel bölgelerini öğrenmesi
  • Kimsenin kendi izin vermeden bedenin hiçbir bölgesine dokunma hakkı olmadığını bilmesi
  • İyi ve kötü dokunuşu ayırt edebilmesi
  • İstemediği şekilde dokunulduğu durumda bunu güvendiği erişkinler ile paylaşması
  • Sır saklama diye bir şeyin olmadığı çocukların sır saklamaması gerektiği anlatılmalı
Sayaç