Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi

ERİŞKİN DÜNYASININ TÜM RUHSAL HASTALIKLARI ÇOCUKLUK DÜNYASINDA DA GÖRÜLÜYOR !!!!

Çocuğu ile ilgili bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünen pek çok anne baba için nasıl bir yol izlemeliyim sorusu cevabı kolay olmayan sorulardan bir tanesidir. Çoğunlukla içinizden gelen bir ses sorunun o kadarda önemli bir sorun olmadığını gelişimle birlikte düzeleceğini söylerken diğer ses bir şeylerin yolunda gitmediğine dair tehlike sinyalleri verir.

Kliniğe başvuran pek çok anne babadan öğrendiğimiz en temel şeylerden bir tanesi anne babalar çocuklarıyla ilgili yolunda gitmeyen şeyleri fark ederler. Ailesi tarafından bir şeyler yolunda gitmediği fark edilen çoğu durumda da bir şeyler gerçekten yolunda gitmiyordur. Yolunda gitmeyen bir şeylerin olması mutlaka çocuğun psikolojik olarak hasta olduğunu göstermez. Çocukların aile içi mutsuzlukların ağır taşıyıcıları olduğunu biliyoruz. Yardım arayışı en basit haliyle “bize” neler oluyor sorusunun cevabını aramaktır. Çocuklar bir çok zaman belirtileriyle ailelerini yardıma kendileri getirirler.Onların sesini duymak gerekir.Neler oluyor sorusunu kendimize sorabilmek sıkıntılarında zamanla artarak ruhsal hastalıklara dönüşümünü engelleyebilir.

Bu durumda aile çocukları için bu değerlendirmeyi yapacak kişiyi bulmak durumundadır.

Burada pek çok yanlış inanç ve bilgi devreye girer.

- Psikolog kimdir ? Çocuk ergen psikiyatrisi kimdir?

Çocuk ergen psikiyatrisi öncelikle 6 yıllık temel tıp eğitimini almış bir hekimdir. Bu eğitim sonrası uzmanlık eğitimi kapsamında çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniklerinde çalışır ve bu süre eski sistemde 5 yıl yeni sistemde ise 4 yıl sürer. Bu yılın sonunda yasal olarak kendi başına çocuk ve ergenin psikiyatrik değerlendirmesini yapma ve tedavi etme ehliyeti ve yetkisi kazanır. Bu eğitim poliklinik ortamında milyonlarca hasta ile yapılan klinik görüşmeler ve tanı ve değerlendirme ve tedavi süreçleri ile ilgili alınan süpervizyonlardan ve bilimsel araştırmalardan oluşur.

4 yıllık teorik psikoloji eğitimi almış bir kişinin herhangi bir şekilde hasta değerlendirme yetkisi yoktur. Ülkemizde her ne kadar bolca görmekteysek de bu bilimsel etik ve ahlaki açıdan çok yanlış bir uygulamadır. Hasta görebilmek için en basit anlamda klinik psikoloji yüksek lisans programını bitirmiş olmak gerekmektedir. Bu sebeple değerlendirme için başvurduğunuz kişi mutlak suretle çocuk ergen psikiyatrisi ya da klinik psikolog(çocuk psikolojisi) olmalıdır.

Psikoterapi konuşup rahatlamak değildir. Her hastalığın çeşitli tedavi seçenekleri vardır. Bu tedavi seçenekleri içinde çeşitli psikoterapi şekilleri(dinamik yönelimli psikoterapiler, oyun terapisi, aile terapisi, grup terapisi,bilişsel davranışçı terapiler) vardır. Örneğin bir aile terapisi için aile terapisiyle ilgili yaklaşık 4-5 sene süren ek bir eğitim almak gerekir. Her tedavi şeklinin kendine özgü uzun ve meşakkatli bir eğitim süreci vardır.

Dolayısıyla aileler olarak kimden yardım aldığınızı denetlemezseniz bu psikoterapi konusunda ehil ve yetkin kişilerden yararlanmak yerine uygunsuz bir değerlendirmeyle tedavi süreciniz aksar.

Dolayısıyla psikologmu psikiyatrist mi ? sorusundan ziyade;

-Tanı alacak bir sorun var mı ?
-Bu sorunun çözümü nasıl bir yöntemle olur ?
-Gittiğim kişi tedavi konusunda gerekli temel eğitimden geçmiş midir?
-Klinik psikoloji yüksek lisansı var mıdır ? sorularına yanıt aramak daha doğru olacaktır.

- Ağır vakaları psikiyatrist hafif vakaları psikolog mu değerlendirir?

Hiç kimse çocuğunun ağır bir vaka olduğunu düşünmek istemez. Oysaki tanı koymak var olan durumu tanımlamak demektir.Kimse çocuğunun astım olmasını istemez ama çocuğun nefesi daraldığında doktoru tanı koyup tedavi ettiğinde çocuk çıkacak ek sorunlardan korunmuş olur.Hangi durumun çocuk için ağır yaşandığını bilemezsiniz.Bazı hastalıklar vardır ki gidişatı çok iyi değildir.Ancak bu grup hastalık çocuk ergen psikiyatrisinin çok büyük bir alanını kaplamaz. Dolayısıyla hafif ya da ağır, durumu tanımlamak ve doğru tedavi kararını vermekle yükümlü kişi hekimdir.

- Psikolog ilaç yazmaz, psikiyatrist ilaç yazar .Dolayısıyla ağır vakalar ancak ilaç alır?

Tamamen yanlış bir inanıştır. Kimse çocuğunun ilaç kullanmasını istemez. Çocuk ergen psikiyatrisinde bazı vakalar vardır ki çocuğun yaşadığı acının hızla dindirilmesi aciliyet kazanır. Öyle vakalar vardır ki -DEHB (Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu), şizofreni,Bipolar bozukluk,tourette sendromu vs- gibi ilaç tedavinin en önemli basamağıdır.Çocuğun basit tikleri olması onun durumunu ağır yapmaz ama tedavisi ilaçtır.Bu çocukları uygun tedaviden örneğin şizofreni belirtileri gösteren bir ergeni ilaç tedavisinden mahrum etmek büyük bir ihmaldir.Yüksek şekeri olan bir hastaya insülin vermemekten farkı yoktur.

Bazı vaka gruplarında ilaç önemli bir seçenek olsa da sorunun ve sorunu ortaya çıkaran etmenlerin saptanması ve gerekli tedavinin uygulanmasında ilaç dışı yöntemler(psikoterapi) çoğu zaman tek başına kimi zamansa ilaç tedavisi ile birlikte kullanılması en doğru yoldur. Dolayısıyla yapılan psikiyatrik görüşmelerle kazanılan farkındalık ve değişim ilaçtan çok daha kalıcı ve faydalıdır. Düşünceler ve anlamlar değişmeden duygular değişmez ve gerçek bir iyileşme olmaz.

Bu noktada çocuk ergen psikiyatrisinin nerede durduğuna bakmak önemlidir. Çocuk ve erişkin “insan varoluşu” ruhsal bir sistem olmakla beraber aynı zamanda ruhun ait olduğu bir beden ve insanın yaşadığı bir toplumsal yapıdır. Bu çok yönlü yapının her ayağına bakabilmek çocuk ve erişkinin değerlendirme aşamasında ilk ve olmazsa olmaz adımdır.İşte bu noktada çocuk ergen psikiyatrisi devreye girer.

- Çocuk ergen psikiyatrisi sağlıklı bir gelişim öyküsü içindeki muhtemel tıkanmaları görür ve bu tıkanıklığa uygun müdahale yöntemini belirler. Bu tıkanmalar;

a.Ruhsal sebeplerle; Çocuğun gelişim aşamalarına uyumlu davranış ve tutumlar, çocuğun duygu dünyasındaki çıkmazları yaş dönemi ve dönemin hedefleri bağlamında tespit edilir. Bu çıkmazları değerlendirme aşamasında çocuğun içinde yaşadığı aile ortamı ve anne baba ruhsallığı ve fonksiyonelliği de değerlendirir.

b.Biyolojik sebepler ;Ruh ve bedenin bir bütünün parçaları olduğunu unutmamak gerekir.Ruhsal alan aynı zamanda iyi işleyen bir biyolojik alt yapı gerektirir.Diğer taraftan biyolojik yapının gelişimindeki aksaklıklar kendini gelişim dönemindeki uygun kazanımları edinememe ya da ruhsal belirtiler olarak gösterebilir.Örneğin gelişimsel bir sorun olan dikkat eksikliği hiperaktivite çocuğun çevreyle uyumunu ciddi derecede bozan bir hastalıktır.Basit bir konuşma gecikmesinin ardında dikkatli bir değerlendirmeyle yaygın gelişimsel bozukluğa ait belirtileri görebiliriz.

Bazen ruhsal alanda o kadar sıkıntı vardır ki beden ruhun yükünü taşıyamaz. Duygular ifade edilemeyince beden duyguların dili olur ve konuşur. Çocukluk çağı karın ağrıları baş ağrıları, bayılmalar aslında ruhsal alandaki sıkıntıların sinyalini veriyor olabilir. Bu belirtilerin tanımlanması çok yönlü değerlendirme yapan bir çocuk ergen psikiyatristinin işidir.

Unutulmamalıdır ki erişkin hayatta görülen tüm psikiyatrik hastalıklar çocukluk döneminde görülebilir. Ayrıca çocukluk dönemine özel ruhsal hastalıklar da vardır. Hızla değişen ve gelişen çocuğa yapılacak en önemli şey bir şeylerin yolunda gitmediğinden erken dönemde şüphelenmek ve duruma en erken şekilde müdahale etmektir. Erken müdahale sıkıntıların çocukla birlikte büyümesine engel olur. Bu sebeple anne babalara söylemeliyiz ki sevmek tek başına yetmiyor. Beraberinde ilgi ve çocukluk dönemiyle ilgili bilgilide olmak gerekiyor. Bilgili olalım ki bir şeyler yolunda gitmiyorsa fark edebilelim. Bilmeliyiz ki çocukluğun yenilenme ve değişme gücü erişkinden çok daha fazla ve yaralar çok daha hızlı iyileşiyor.

Dr.Işılay ALTINTAŞ

Sayaç