Çocuk ve Ergenlerde Başarı Kavramı

Çocuk ve Ergenlerde Başarı Kavramının Gelişimi
Günümüzde başarı kimlik duygusunun önemli bir parçası haline geldi. Çocuklar artık çok küçük yaşlardan itibaren başarı beklentisi ile sürekli test ediliyorlar. Toplumun, ailelerin, öğretmenlerin başarı beklentisi eski yıllara göre çok daha fazla. Çocuklarının başarılarını kendi başarıları olarak gören aileler ve öğretmenler çocuklar üzerindeki “başarı” algısını etkiliyorlar.

Çocuklar ve ergenler açısından başarı nasıl algılanıyor?
Başarı Kavramına Bakarken...

Başarı kavramının içinde bazı başlıklar kişilerden kaynaklanır ve kalıcı özelikler gösterir. Bu kalıcı özelikleri kişi kontrol edebilir. Bunlar yetenek, beceri ve zeka  gibi kişiye verilmiş armağanlardır. Bunların nasıl kullanılacağını kişi belirler yani kişinin kontrolündedir. Kişiden kaynaklanan ama kişiye göre değişen başarı etkenlerinden en önemlisi “çaba”dır. Diğer taraftan bazı etmenler vardır ki biz bunları kontrol edemeyiz. İş zor olabilir ya da şans faktörleri devreye girebilir.
  Bu kavramlar önemlidir çünkü başarı gerçekleştiğinde kişinin bu başarıyı hangi faktöre bağladığı bu yoldaki duygu ve davranışlarını etkiler.

  • Başarıyı kalıcı kişilik özeliklerime yüklersem, kendimi daha olumlu algılar başkalarının gözünde daha olumlu algılanırım. Bu da benim çabalarımı artırabilir.
  • Eğer kendi kişiliğimi başarısız olarak kodlamışsam zaten umudum yoktur. Başkalarının gözünde başarımla ilgili olumsuz etiketlerin hedefi olurum. Giderek başarısız kimliğim yerleşir ve çaba harcamaya gerek duymam. Önemli değişkenlerden biri olan çabanın getirdiği ilerlemelerden kendimi mahrum bırakırım.
  • Başarımı aşırı derecede çaba gösterdiğime yüklersem kendi becerilerimle ilgili şüphe doğar. Ergenlerde bu kanı çok yaygındır. İnekler yeteneksizdir ve az çalışmayla çok puan almanın popülaritesi yüksektir.
  • Eğer başarımı çaba göstermemeye bağlarsam; bu bende utanç mahcubiyet ve suçluluk duyguları doğurabilir. Yapabilirdim ama yapmadım pişmanlığı yaşanır. Diğer taraftan yapabilirdim ama yapmadım derken aslında gençler kendilerini hayal kırıklığından da kısa bir zaman için korumuş olurlar. Ancak uzun vadede aradaki fark açıldığında ve hayattan beklentileri ve gerçekler dünyası arasındaki fark açıldığında kendinden memnuniyetsizlik kaçınılmaz olacaktır.
  • Başarıyla ilgili birden fazla sebep söz konusu olabilir.

Zorluk ve yetenek kavramı 
Hangi beklentiye, neye göre zor diyor çocuklar?

  • Benmerkezci zorluk; burada çocuk bir görevi başarabiliyorsa görev kolaydır. Çocuk görevi başaramıyorsa görev zordur.
  • Nesnel zorluk; burada artık verilen görevin özelikleri dikkate alınarak görev ile ilgili değerlendirme yapılır.
  • Normlarla belirlenen zorluk; burada çocuk görevi yaparken ya da sonrasında birlikte yaptığı arkadaşlarının sonuçlarıyla kendini karşılaştırır. Eğer arkadaşları ondan daha öndeyse bu görev zordur.

Çocuklarla yapılan araştırmalara göre ilk ben merkezci zorluk kavramı gelişir. Çocuk yapamıyorsa olan zorluk daha sonra işin tanımıyla ilgili değerlendirme sonucu karar verilen zorluğa doğru gelişir.”Bana göre zor”,”gerçekten zor”


Çaba ve yetenek
Genel olarak bakıldığında aynı sonuca ulaşan iki kişiden bir tanesi çok çaba göstererek diğer çaba göstermeden yapabiliyorsa çaba göstermeden yapan kişinin yetenekli olduğunu söyleyebiliriz. Yetenek belli başlıklarda işi daha kolay yapabiliyor olmaktır. Gelişim başında çabalamak ya da yetenekli olmak birbirinden bağımsız olarak durur. Yetenek kavramı henüz gelişmemiştir.
Gelişimle birlikte ;
- Çocuk çabalarsa yani çalışırsa başaracağını, başaramıyorsa çalışmadığını düşünür. Başarılı olmak çalışmak demektir. Kişiler eşit çalışırlarsa eşit sonuç alırlar.
- Çocuk büyüdükçe anlar ki işler pek de öyle değil. Çaba yani çalışmak önemli ama yetenekli olmak da çok önemli. Bazı kişiler bazı derslerde daha yeteneklidir. Ergenlik dönemine varıldığında artık yeteneğin kolaylaştırıcı etkisi anlaşılmış olur. 12 yaşın altındaki çocuklarda yetenek kavramı çok gelişmiş değildir.
5-11 yaşlarındaki çocuklara aynı başarıyı gösteren 2 tane çocuktan bahsetmişler. Bunlardan bir tanesine öğretmen sarılıp ödüllendirmiş. Diğerini ise çalışmadığı için azarlamış. Bu iki çocuktan hangisinin daha akıllı olduğu sorulmuş. Yaşı küçük çocuklar öğretmenin ödüllendirdiği çocuğu yaşı büyük olanlar ise azarlanan çocuğu zeki bulmuşlar.

Yetenek ve zeka

  • Küçük çocuklara göre zekâ; eğer o bir şeyleri yapabiliyorsa zekidir (5 yaş).
  • Biraz daha büyüyünce çocuklar zekayı bilgiyle karıştırırlar. Bir çocuk çok çaba harcayıp çalışır ve çok şey bilirse o çocuk zeki kabul edilir.(7-9)
  • Diğer taraftan bilginin ezberlenmesi ve ifade edilmesini sözel zeka, muhakeme yetenekleri ve soyut kavramlar için performans zeka kavramları vardır. Çocuklar büyüdükçe sözel zekanın geliştirilebilir olduğunu ama problem çözme becerileri gibi kavramların geliştirmenin zor olduğunu düşünürler.

Özetleyecek olursak; Çocukların 6-9 yaşına kadar ben merkezcil bir zekaya kavramına sahip oldukları (ben yapıyorsam zekiyim),10-13 yaş arası bilgi edinmenin zekayı artırdığı,13 yaştan sonra artık yetenek ve zekanın ayrı kavramlar olduğunu bildiklerini söyleyebiliriz. Zeka kavramı yetenek ve çaba kavramından daha geç gelişir. Toparlayacak olursak yetişkinlerin anladığı anlamda zorluk kavramının 7-8, yetenek ve çaba ayrımının 10yaş dolaylarında, şans kavramının 13 yaş dolaylarında, sözel ve soyut zeka kavramlarının ayrışmasının ise 13 yaşından sonra geliştiği görülmektedir.

Başarı ile ilgili kavramlar
Küçük çocuklar kendi okul başarılarını çok olumlu değerlendiriyorlar. Yaş büyüdükçe çocukların kendilerini daha gerçekçi değerlendirdiklerini görüyoruz.

  • 5-6 yaşlarında okul başarısı ve toplumsal başarıyı ayrımlaştıramazlar (iyi çocuk olma). Hatta ayrımlaşsa bile çalıştıkları zaman başarılı olacaklarını tam anlamakta zorluk yaşarlar. Ben okumada başarılıyım, ama matematikte değilim; arkadaş ilişkilerinde iyiyim gibi daha ayrı alanlara ilişkin kavramlar ilkokul sonlarına doğru gelişiyor.
  • 2.sınıfa kadar olumlu tepki aldığı alanlarda yetenekli olduklarını düşünürler.
  • 3-6. sınıfa gelindiğinde yetenekli olmak okul başarısına denk düşünülür. Daha büyük yaşlarda ise yetenek varsa vardır ve çabadan etkilenmez bilinci yerleşir.

Bu durumda; küçük çocuk başarılıysam yetenekliyim diye düşünür. Başarısızsam da çabalarsam düzeltirim der. Eğer çocuğa bol aferin verilmişse küçük çocuklar bundan etkilenmeye daha eğilimlidir. 2.sınıfa gelindiğinde artık olumsuz tepkiler de çocuğu etkiler hale gelir. Büyüdükçe sosyal tepkilerden çıkarılan anlamlar da değişir. Eğer büyük bir çocuk kolay olduğunu bildiği bir şey için ödüllendirildiğini düşünüyorsa zeki olmadığını düşünmesi muhtemeldir.

Çaba: Sınıfta elinden geldiği kadar çabalıyor musun?
Yetenek: Çabalamadan kolay öğrenebiliyor musun?

Toplumsal Kıyaslama
Kişinin yetenek düzeyini değerlendirmesinin bir yolu da kendisini benzerleriyle kıyaslamaktır. Yapılan araştırmalarda 2. sınıf öncesi çocukların kendilerini diğer çocuklarla kıyaslama eğiliminin daha düşük olduğunu gösteriyor. 2.sınıfa kadar küçük çocuklar kıyaslarken somut olarak arkadaşının neyi olup olmadığını kıyaslar. Yaşla yetenek ve sosyal konum gibi özelikler eklenir. Yapılan bir araştırmada yüksek yetenekli çocukların diğerlerinin ne yaptığıyla kendi doğru sonuçlarına oranla daha fazla ilgili olduklarını göstermiş. Düşük yetenekli çocuklar ise hem kendi doğrularıyla hem de başkalarının doğrularıyla daha az ilgilenmişler. Yapılan araştırmalar özetlenecek olursa kendi davranışını değerlendirmek için;
- Küçük çocuklar sonuca
- Daha büyük çocuklar toplumsal kıyaslamaya
- Daha büyük ve kendi yeteneğine güvenen çocukların ise daha nesnel ölçütlere güvendiği görülmüş.

Büyük çocukların ya da yüksek yetenekli çocukların düşük yetenekli olanlara öğretmesi;
- Öğreten açısından olumlu
- Öğrenen açısından olumsuz başarı algısına sebep olmuş.
Hem öğrenen hem öğreten açısından en iyi durumun ise yüksek yetenekli iki yaşıtın birlikte çalışması olduğu görülmüş.

Öğretirken ipucu vermek ya da doğrudan yardım etmek ?
- İpucu verildiğinde daha bağımsız davranabilme becerilerini
- Doğrudan yardım edildiğinde kızlarda bağımlılık, durumu denetleyememe ve korkuya sebep olduğu ifade edilmiş.
- Butler isimli araştırmacı çocuklar kendi yeteneklerini başkalarıyla kıyaslayarak başkalarından iyi olma isteğini öne geçirdiklerinde yapılan işe duyulan ilgi kayboluyor.
- Küçük çocuklarda kıyaslama gelişmediğinden onlar arkadaşlarına işin nasıl yapıldığını öğrenmek amaçlı bakıyorlar. Büyük çocuklar ise kendilerini değerlendirmek amaçlı bakıyorlar.
- Araştırmacılar okul başarısının başarıya ilişkin kendilik değerlendirmesini, başarıya ilişkin kendilik değerlendirmesi ise genel kendilik değerlendirmesini etkileyeceğini düşünüyorlar.

KAYNAK
Nuran Hortaçsu (Çocuklukta İlişkiler, İmge Yayınevi 2002)

Sayaç