Çocukluk, Vatan Gazetesi

Çocukluk en basit anlamda tüm bir erişkin hayat için biriktirilmiş bir kaynak. Hayatta yaşadığımız tüm duyguların akış yönünü ve şiddetini belirliyor çocukluk..O zaman önce erişkin yaşamda sağlıklı bir ruhsal yapının özeliklerine bakmalı öncelikle...

  • Kişinin kendi duygu ve düşünce dünyasının kişiyle uyumlu olması demektir.
  • Kendi içinde tutarlılık gösteren bir ruhsal yapının diğer bir önemli var oluş özeliği doyumlu ve güvenli ilişkiler kurabilme ve sürdürebilme yeteneğidir. İnsan yavrusu önce aile içinde bağ kurarak bağ kurmayı öğrenir ve kurduğu bu özel bağ genişleyip diğer insanları da içine alır. Çocuk aile içinde kurulan güven, değer ve sevgi içeren bu bağın niteliği o kadar önemlidir ki hayat boyu kurulan her türlü ilişkide aynı bağlar çok çeşitli kişilerle tekrar eder. Kişiler arası ilişkilerdeki kırılganlığımız, güven duygumuz ayrılığa toleransımız, kendilik algımız hep bu ilişki bağlarıyla ilgilidir.
  • Diğer taraftan kişinin kendi geçmişiyle ve geçmişteki tüm ilişkileriyle, yaşadığı olaylarla barışık olması geçmişten gelen duygusal yüklerin bugüne taşınmaması anlamına gelir.
  • Yaşam yolculuğunda gelecekle ilgili tasarılar hayaller sağlıklı bir ruhsal yapının diğer önemli göstergeleridir.
  • Duygular tüm insanlık için aynı çeşitliliktedir. Hayatta ki her duygu ne kadar önemliyse kimi coşkun kimi acı duyguları kontrol edebilmek ve onlarla başa çıkabilmek sağlıklı ruhsal yapının özeliğidir. Örneğin mutsuzluk ve öfke...

Ne ekersek onu biçiyoruz ?
Çocukluk dönemine bakacak olursak sürekli bir değişim ve depolama dönemi. Çocuktan alınan yaralar erişkin ruh sağlığını yara aldığı alanda zorlayacak. Ya da sağlıklı ruhsal bağlar içeren bir ailede yaşayan çocuk yaşamın getirdiği zorluklarla çok daha yapıcı ve zarar görmeden çıkabilecek. Çocukluk ve gençlik diğer taraftan biyolojik olarak da en hızlı değişim dönemi. Ruhsal yapı sürekli değiştiği gibi beyin biyokimyası da değişiyor. Herkes aynı kalitede bir toprakla yani biyolojik genetik bir yapıyla doğmuyor. Kimi toprak diğerine göre daha verimli olsa da verimli toprağın nasıl kullanıldığı ya da verimsiz olmaya müsait olan toprağın ne kadar verimli hale getirilebileceği önemli. Ama kesin olan bu toprak parçasına ne kadar erken ve ne kadar bilinçli emek verilirse o kadar ürün alınabileceği. Sorunlara ne kadar erken müdahale edilirse ürünlere o kadar az zarar gelecek.

Çocukluk dönemleri: Her dönemin kendine özgü bir gelişimsel hedefi vardır. Beyin gelişimi devam ettikçe o yaş dönemine özel beceriler kazanılır. Konuşmanın gelişimiyle duygular dille ifade edilir, yürümek aslında bağımsız hareketin ilk adımlarıdır. Çocuk büyüdükçe ölçüsüz duygusal tepkilerden uygun tepkilere, dürtülerini kendine göre olandan çevreye uyumlu olmaya geliştirir. Bağımlı ilişkiden bağımsız ilişkiye geçerken adım adım büyür. Bu noktada çocuk ergen psikiyatrisinin nerede durduğuna bakmak önemlidir. Çocuk ve erişkin “insan varoluşu” ruhsal bir sistem olmakla beraber aynı zamanda ruhun ait olduğu bir beden ve insanın yaşadığı bir toplumsal yapıdır. Bu çok yönlü yapının her ayağına bakabilmek çocuk ve erişkinin değerlendirme aşamasında ilk ve olmazsa olmaz adımdır. İşte bu noktada çocuk ergen psikiyatrisi devreye girer. 

Çocuk ergen psikiyatrisi sağlıklı bir gelişim öyküsü içindeki muhtemel tıkanmaları görür ve bu tıkanıklığa uygun müdahale yöntemini belirler. Bu tıkanmalar;

  1. Ruhsal sebeplerle; Çocuğun gelişim aşamalarına uyumlu davranış ve tutumlar, çocuğun duygu dünyasındaki çıkmazları yaş dönemi ve dönemin hedefleri bağlamında tespit edilir. Bu çıkmazları değerlendirme aşamasında çocuğun içinde yaşadığı aile ortamı ve anne baba ruhsallığı ve fonksiyonelliği de değerlendirir.
  2. Biyolojik sebepler; Ruh ve bedenin bir bütünün parçaları olduğunu unutmamak gerekir. Ruhsal alan aynı zamanda iyi işleyen bir biyolojik alt yapı gerektirir. Diğer taraftan biyolojik yapının gelişimindeki aksaklıklar kendini gelişim dönemindeki uygun kazanımları edinememe ya da ruhsal belirtiler olarak gösterebilir. Örneğin gelişimsel bir sorun olan dikkat eksikliği, hiperaktivite çocuğun çevreyle uyumunu ciddi derecede bozan bir hastalıktır.Basit bir konuşma gecikmesinin ardında dikkatli bir değerlendirmeyle yaygın gelişimsel bozukluğa ait belirtileri görebiliriz. Bazen ruhsal alanda o kadar sıkıntı vardır ki beden ruhun yükünü taşıyamaz. Duygular ifade edilemeyince beden duyguların dili olur ve konuşur. Çocukluk çağı karın ağrıları, baş ağrıları, bayılmalar aslında ruhsal alandaki sıkıntıların sinyalini veriyor olabilir. Bu belirtilerin tanımlanması çok yönlü değerlendirme yapan bir çocuk ergen psikiyatristinin işidir.
  3. Toplumsal bakış; Dünya hızla değişiyor ve beraberinde çocukluk dönemine bakışta değişiyor. Günümüz çocukları bizim dönemimizdeki gibi bahçelerde koşarak oynayarak keşfedemiyorlar kendilerini... Diğer taraftan tam da bu kaçınılmaz değişime adapte olmuş bu koşullarla başa çıkabilecek bağımsız ve mutlu olabilecek çocuklar yetiştirmek ayrı bir önem taşıyor. Ailelerin kendi ailelerinden aldıkları geleneksel bilgileri günümüz koşullarına uygun hale getirmek bu konu üzerinde düşünmek ve emek vermeyi gerektiriyor.

Şimdi biraz çocukluk çağı psikiyatrik hastalıklarına kısa başlıklarla bir göz atalım;

  • Zeka geriliği; Çocuğun gelişim dönemine uygun becerileri kazanmakta yaşıtlarının gerisinden gelmesidir.Konuşma gecikmesi ile ilk belirtilerini verebilir.
  • Yaygın gelişimsel bozukluk; Beyinin gelişimsel bozukluklarından bir tanesidir ve çocuk psikiyatrisinin acil hastalıklarından birisi olarak tanımlanır. En ağır formu otizm olmakla birlikte genel olarak dil gelişiminde gerilik ya da farklılıklar (tekrarlayıcı konuşma ton ritim ve karşılıklılık), sosyal iletişimde gecikme (göz kontağı, seslenince bakmama, yaşına uygun oyun oynayamama ve yaşıtlarına ilgisizlik vs) ve kısıtlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı hareketlerle kendini gösterir. Erken müdahale tedavideki en önemli adımdır.
  • Dil gelişim bozuklukları bir diğer başlık olarak ele alınabilir. Burada kekemelik, artikulasyon bozukluğu ve ifade edici dil bozukluğu yer alabilir.
  • 0-5 yaş arası yeme bozuklukları, uyku bozuklukları, kaygı bozuklukları, öfke kontrolünde sorunlar ve uyum bozuklukları çocuk ergen psikiyatrisi alanına girer.
  • Dikkat eksikliği, hiperaktivite, çocukluk çağı gelişimsel bozuklukları arasında oldukça sık görülen ve erken müdahale edilmediğinde erişkin yaşama pek çok ruhsal belirtinin eklenerek taşındığı, çocuğun gelecekteki fonksiyonelliğini bozan önemli bir hastalıktır. Ders başarısı üzerinden gelecekteki iş yaşamı ve yeterlilik duygusuna, kişiler arası ilişkilerinde kendini algılayışına ve kimlik duygusuna bozucu etkileri vardır.
  • Gelişimsel korku ve kaygılar ve bunlarla başa çıkabilmek çocukluk çağının önemli aşamalarından bir tanesidir. Bu korkuların şiddeti başa çıkma gücünü aşarsa belirtiler alarm vermeye başlar. Korku yabancılar karşısında yaşanırsa sosyal fobi, anneden ayrılıkla oluyorsa ayrılık kaygısı, günlük yaşamda pek çok alanda oluyorsa yaygın anksiyete bozukluğu, sınavlarda yaşanıyorsa sınav kaygısı, bir travma sonrası yaşanıyorsa travma sonrası stres bozukluğu olarak adlandırılır. Çok yoğun ya da uygunsuz kaygı yaşayan çocuk mutlaka erken dönemde değerlendirmeye alınmalıdır. Müdahale edilmedikçe çocukla birlikte korkuları da büyür. Korktukları her şeyden kaçınan çocukların yaşam alanları daralır ve yaşamdan öğrenecekleri pek çok şeyi öğrenemezler.
  • Eskiden psikiyatristler dahil çocukların depresyona giremeyeceğini düşünülüyordu. Günümüz bilimsel verilerine dayanarak biliyoruz ki depresyonun acısını çocuklar da yaşıyorlar. Bazı çocukların ailelerinden getirdiği genlerle depresyona yatkınlıkları var. Üstelik kendi duygularını ifade etme yetenekleri gelişmiş olmadığından depresyonun verdiği acıyla yaşamlarını sürdüren çocuklar kendi mutsuzluklarını öfkeli davranışlarıyla ya da elini ayağını oyundan ve zevkli aktivitelerden çekerek gösterebiliyorlar. Ergenler de riskli davranışlar, kendine zarar verme hatta intihar girişimleri yaşadıkları mutsuzluğu gösterme biçimi olabilir.
  • Tikler ve takıntılar çocukluk çağında erişkine göre çok daha şiddetli ve acı verici yaşanabiliyor. Çocuk aklına gelen engelleyemediği düşüncelerden duyduğu sıkıntıyla başa çıkamayıp bazı hareketleri tekrar tekrar yapabiliyor. Defalarca el yıkayıp rahatlayamayan çocuk ergen sayısı hiç de az değil.
  • Tuvalet ve ilişkili hastalıklar, gece ya da gündüz çiş ya da kaka kaçırma çocuk ergen psikiyatrisi hastalıkları arasında inceleniyor. Ayrıca cinsel kimlik bozukluğu, alkol madde bağımlılığı, kronik hastalık yaşayan çocukların ruhsallığı, bedensel belirtilerle giden psikiyatrik hastalıklar grubu olan somatizasyon bozuklukları, evlat edinme, boşanma, cinsel istismar çocuk ergen psikiyatrisi kapsamında incelenir.
  • Doğru yerde tedaviye başlamak önemlidir. Bunun içinde öncelikle ilk değerlendirmenin kim tarafından yapıldığı çok önemlidir.
  • Öncelikle önemli olan benim çocuğumda bir şey yok ya da zamanla geçer dememek ve bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenildiğinde yardım arayışına girmektir .
  • Genellikle yapılan ilk hata psikiyatrist ağır vakalara bakar ve ilaç verir önyargısıyla hareket edip çocuğu doğru bir tanısal değerlendirmeden mahrum etmektir. Ruh ve bedenin bir bütün olduğunu unutmamalı ve ilk değerlendirmenin çocuk ergen psikiyatristi tarafından yapılıp gereken uygun bilimsel müdahalenin ne olduğu saptanmalıdır.
  • Kimi hastalıklar vardır ki hastalığın ilerlemesinin durdurulması ve çocuk ya da ergenin yaşadığı acıya son vermek için ilaç gerekir. Kimi hastalıklar vardır ki hastalığa uygun bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış psikoterapi uygulamalarıyla başa çıkma yolları geliştirilir. Önemli olan durumun doğru bir şekilde değerlendirilmesi ve uygun tedavi şeklinin belirlenmesidir.
  • Psikoterapi konuşup rahatlamak değildir. Amacı kişiye farkındalık kazandırmak ve yaşadığı problemle başa çıkma yollarını geliştirmektir. Çeşitli hastalıklara ya da ruhsal durumlara yönelik spesifik psikoterapi şekilleri vardır. Bunu yapan kişilerin bu konuda eğitimli ve işinin ehli insanlar olması çok önemlidir. Çocuk ergen psikiyatrisi grubunda bilişsel davranışçı terapiler, aile terapisi, oyun terapisi, Dinamik yönelimli terapiler, konuşma terapisi gibi terapi yöntemleriyle birlikte içinde psikodramanında olduğu grup terapisi uygulamaları tanıya ve kişinin ihtiyacına göre belirlenir.
  • Unutulmamalıdır ki erişkin hayatta görülen tüm psikiyatrik hastalıklar çocukluk döneminde görülebilir. Ayrıca çocukluk dönemine özel ruhsal hastalıklar da vardır. Hızla değişen ve gelişen çocuğa yapılacak en önemli şey bir şeylerin yolunda gitmediğinden erken dönemde şüphelenmek ve duruma en erken şekilde müdahale etmektir. Erken müdahale sıkıntıların çocukla birlikte büyümesine engel olur. Bu sebeple anne babalara söylemeliyiz ki sevmek tek başına yetmiyor. Beraberinde ilgi ve çocukluk dönemiyle ilgili bilgilide olmak gerekiyor. Bilgili olalım ki bir şeyler yolunda gitmiyorsa fark edebilelim. Bilmeliyiz ki çocukluğun yenilenme ve değişme gücü erişkinden çok daha fazla ve yaralar çok daha hızlı iyileşiyor. 
Sayaç