Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu 

Dikkat eksikliği Hiperaktivite çocuk ergen psikiyatrisi kliniklerine en sık başvuru sebebi olan oldukça sık karşılaştığımız bir hastalıktır. Çocuk ergen psikiyatrisi alanında üzerinde en çok araştırma yapılmış gelişimsel kökenlerinden, biyolojisi ve tedavisine kadar bilimin en iyi ışık tuttuğu hastalıklardan biridir. Diğer taraftan da üzerinde en sık spekülasyon yapılmış hastalıklardan biridir. Kimi zaman konu hakkında bilgi sahibi olmaksızın kulaktan kulağa dolaşan doğru olmayan inanışlar buna sebep olabilse de aslında en önemli sebeplerden birisi ailenin belirtilere olduğundan daha az önem verme eğilimidir. Anne baba olarak en önemli sorumluluklarımızdan birisi de gelişim üzerindeki engelleri erken fark etmek ve bu konudaki önlemleri erken almaktır. Bizim deneyimlerimize göre aileler çoğunlukla çocukta bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarlar. Ancak burada önemli olan şey yolunda gitmeyen şeyleri doğru yorumlayabilmektir. “Zeki çocuk böyle olur zamanla geçer şeklinde ki maalesef sık rastladığımız yanlış inanışları bir kenara atıp var konu hakkında bilgi sahibi olmak çocuğun yaşadığı zorluğu anlamayı ve harekete geçmeyi hızlandırır.

O zaman bu hastalık nedir biraz tanıyalım;

Dikkat eksikliği hiperaktivite 3 alt tipe ayrılır.

1. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu-bileşik tip

2. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu-dikkatsizliğin ön planda olduğu tip

3. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu-hiperaktivite ve dürtüselliğin ön planda olduğu tip

Dikkat Eksikliği 

Öncelikle aşağıdaki sıkıntılar size tanıdık geliyor mu? Çocuk psikiyatrisi başvurularında bu yakınmaları duyduğumuzda ilk aklımıza dikkat eksikliği gelir;

  • Ben söylemesem dersler aklına bile gelmiyor…
  • Başarısız… Sorumsuz… İsteksiz…
  • Aslında çok zeki ama…
  • İsterse yapar ama istemiyor…
  • Tembel…
  • Masada oturtmak imkânsız…
  • Aklı hep başka yerlerde...
  • Aşırı dalgın… Hayal dünyasına dalıp gidiyor…
  • Bir şey söylendiğinde sanki dinlemiyor gibi…
  • Çok unutkan, kaybettiği eşyalarla üç çocuk okurdu..
  • Beş dakikalık işi üç saatte yapıyor
  • Onu derse oturtana kadar göbeğimiz çatlıyor
  • Televizyonun karşısında saatlerce oturuyor ama dersin başında oturunca beş dakikada bir bahane
  • O kadar dağınık ki…
  • Dikkat insanın içinde bulunduğu duruma göre değişken bir fonksiyon ama Dikkat Eksikliği Hiperaktivite “DİKKAT'de ;

Dikkatsizlik teriminin genelde kullanımı ile profesyonel anlamı birbirinden farklıdır. Dikkat, duygusal duruma, ortama, uyaranlara ve süreye göre değişebilmektedir. Kendimizden de yola çıkarak söyleyebiliriz ki dikkat dağılabilen bir zihinsel fonksiyondur. İnsanların birçok sebeple dikkatleri dağılır. O günkü ruh haliniz çeşitli sebeplerle kaygılı, mutsuz olabilir. O gün az uyumuş olabilirsiniz ya da ortamda o kadar çok uyaran vardır ki takip etmekte zorlanabilirsiniz. Zor bir hayat döneminden geçiyor olabilirsiniz ve zihin enerjinizin büyük kısmı bu dönemin getirdiği sıkıntılarla meşguldür. O zaman günlük yaşamda dikkatle ilgili zorluklar yaşamanız kaçınılmazdır. Dikkati dağıtabilen o kadar çok sebep sayılabilir ki. Ancak burada önemli olan şey sebepler ortadan kalktığında aslında dikkatle ilgili sorununda ortadan kalkmasıdır. Dikkat eksikliği hiperaktivite de kidikkat eksikliğinde ise farklı olarak sebep yapısal olarak erken yaşlardan itibaren dikkatin belirli bir noktaya odaklanamamasıdır. Yani sebep hastalığın kendisidir.

Dikkat fonksiyonu gelişimsel olarak yaşla beraber artar. 4-5 yaşında bu artmada pik yapar ve artış 12 yaşına kadar devam eder.

Dikkatin üç bileşeni vardır;

Seçici dikkat: Birçok uyarı arasından odaklanması gerekeni seçmek. Örn: ders başladığında arkadaşlarından ya da kendi hayal dünyasından gelen uyarılara kapayıp öğretmenden gelen uyarıları alabilmeye odaklanmak

Süregen dikkat: Seçilen konuyla ilgili dikkatin sürdürülebilmesi. örn:Zihinsel aktivite gerektiren bir görev verildiğinde (örn: evde ödev yapmak) başından sonuna kadar sıkılmadan dikkati derse yoğunlaştırabilmek.

Hiperfokus; Bazen de diğer bir konuya geçiş yapmak gerekir ama bu geçiş yapılamaz. Çocuk odaklanır ama aşırı odaklanır. Dikkatin odağında değişiklik yapmak zor olabilir. Örneğin bir şeye dalmış bir çocuğu başka bir şeye kanalize etmek zor olabilir.

Buradan hareketle bu çocuklarda çeşitli oranlarda aşağıdaki belirtilere rastlayabiliriz.

  • Tek başına ders çalışmakta güçlük yaşarlar. Sıklıkla çeşitli bahanelerle ders masasından uzaklaşırlar.
  • Çoğunlukla verilen görevlerde dikkatsizce hatalar yapar. Örn: okurken eksik okuyabilir, yazarken harf atlayabilir.
  • Onunla konuştuğunuzda sanki kafası başka yerdeymiş aslında dinlemiyormuş gibi hissedilebilirsiniz.
  • Evde, okulda verilen yönergeleri izlemekte zorluk yaşayabilir.
  • Dikkati dış uyaranlarla çok çabuk dağılır. Dışarıdan gelen bir ses çabucak dersten kalkmasına sebep olabilir.
  • Bu çocuklar birçok etkinlikten çok çabuk sıkılırlar. “Sıkıldım kelimesini bu çocuklardan çok sık duyabiliriz.
  • Çoğunlukla üzerlerine aldıkları görevleri tamamlamakta zorlanırlar.
  • Zihinsel olarak karmaşık olan etkinliklerden kaçınma eğilimleri vardır.

Tüm DEHB olan çocuklarda olmasa da bir kısmında beynin yürütücü işlevler dediğimiz fonksiyonlarında bozukluklar gözlenebilir. 
Planlama; Çocuklar neyi önce neyi sonra yapacağını planlayamayabilir, öncelikleri tayin etmekte güçlük yaşayabilirler.
Motivasyon; Tüm çocuklar için motivasyon önemli bir güdüleyicidir. DEHB yaşayan çocuklar çoğunlukla motivasyonlarını çabuk kaybederler. Motive oldukları etkinliklerde dikkatlerini toplamada çok daha başarılı olurlar.  
Uyku uyanıklık döngüsü: Bazı çocuklarda uyku uyanıklık döngüsünün düzenlenmesinde de sıkıntılar olabilir. Gece uykuya dalmakta zorluk yaşayan çocukta, gündüz özelikle sıkıldığı ortamlarda uyuklamalar olabilir.
Zihnin çalışma hızı; Kimi zaman bakarsınız ki zihni çok hızlı çalışıyor hızla cevap veriyor. Kimi zamansa 15 dakikada bitirilecek bir ödev bir saati almış. Çocuğun saatlerce dersin başında oturması ders çalışıyor olduğu anlamına gelmez. Masada kendi hayal dünyasının içinde de olabilir.
İşleyen bellek; Çoğunlukla uzun süreli hafızaya alınmış bilgiler güzel korunsa da kısa süreli hafızada sıkıntılar vardır. Örn: markete gönderdiğinizde alınacak şeylerin hepsini aklında tutmakta zorluk yaşanabilir. 
Zihinsel işlem yapmakta zorluk yaşayabilir. Basit matematiksel işlemleri zihinden hesaplamakta zorlanabilir.
Aileler sıklıkla aslında kapasitesinin iyi olduğunu bildiklerini ancak ders başarısına yansıtamadığını ifade ederler. 
İki işi aynı anda yapabilme; Aynı anda birden fazla komut almakta zorlukları vardır. 
Organizasyon; Çoğunlukla bu çocukların kafaları karışıktır. Kendilerini organize edemezler. 
Çocuk gündüz derste kendi hayal dünyasına dalabilir. Dalgınlık sık rastladığımız belirtilerdendir. Okulda eşyalar kaybedilebilir. Ödevler sıklıkla unutulur. Çoğunlukla tek başlarına çalışamazlar. Anne ya da babanın süpervizyonuna ihtiyaç duyarlar. 

Dikkat eksikliğini tedavi etmezsek ne olur?
Çocukluğumuzdan biliriz ki çizgi filmlerde, masallarda, kahramanlar sihirli güçleriyle tüm engelleri zorlansalar da aşıyorlar. Ama gerçek hayatta sihirli kılıçlarımız, büyülü güçlerimiz yok. Dünyadaki engeller büyüyen çocuk için zorlayıcı. Dünyanın hızla değiştiğini de göze aldığımızda bu hızla değişen dünyaya çocuk hazırlamak da kolay değil. Hayallere giden yollar çaba göstermekten ve vazgeçmemekten geçiyor. Gelecekteki hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın en önemli belirleyicilerinden biridir okul. Hayallere giden yollar okul başarısından, okul başarısı ise derslerden geçer. Çocuk dersleri öğrenerek hem sınavlara hem de hayata hazırlanır. Zaten işi zor olan çocuk için bir de dikkat eksikliği yaşıyorsa bu yolda bir de sırtında bir yükle baş etmekte olduğunu bilmeliyiz.

Dikkat Eksikliği Yaşayan Çocuk

  • Herkesin düz yolda ilerlerken o yoluş çıkmak zorundadır.
  • Sürekli bir sıkılma hissiyle başa çıkmak zorundadır.
  • Bulanık bir görüş alanında yolunu bulmak zorundadır.
  • Derslerle ilgili beklentilere ya da kimi zaman suçlamalarla başa çıkmak zorundadır.
  • Kendi zorlanmasına anlam vermek zorundadır.
  • Zekiyim ama çalışmıyorum
  • Başarılı değilim
  • Benden bir şey olmaz
  • Yetersizim

Bu şekilde kendi yolunu nasıl çizeceği konusunda kafası karışacaktır. Dersleri hayatında “öncelikler listesinden çıkarma da seçenekler arasındadır. Biz büyükler biliyoruz ki liseyi bitirmekle hayatın sundukları ile üniversitenin sundukları seçenekler nitelik ve nicelik açısından farklı olacaktır. Sevdiği işi yapıyor olmak, yaptığı işten keyif almak ve kendisini başarılı ve yeterli görebilmenin temelleri okul yıllarında atılıyor.

O zaman tedavi edilmemiş dikkat eksikliği;

  • Akademik başarı üzerinden gelecekteki hayat kalitesini etkiler.
  • Kendilik algısı üzerinden yeterli olma ve kendini gerçekleştirmeyi etkiler.
  • İyi ele alınamazsa kapasitesinin altında performans gösterme riski yüksektir.

Tedavisiz çocuk akademik karmaşa içinde yalnız kalacaktır. Yeterlilik duygusunun temelleri okul yıllarında atılır. Bu duygunun bu yıllarda zarar görmesi erişkin yaşamda birçok alanından da uzak durmayı ve mutsuzluğu da beraberinde getirebilir.

Hiperaktivite ve Dürtüsellik

Kliniğe başvuran anneler neler söyler?

  • Düz duvara tırmanıyor
  • Onu bir yerde zapt etmek imkansız.
  • Misafirliğe gittiğimizde ev sahibi neredeyse kalkın gidin diyecek
  • Tüm günüm çocuğumla mücadele ile geçiyor
  • Dur demekten anlamıyor.
  • Sürekli lafın arasında
  • Aklına eseni yapıyor, ona zarar gelmesinden çok korkuyorum

Çocukluk hayatın en canlı dönemlerinden biridir. Çocuklar için her şey yenidir ve her şeye büyük bir hayal gücüyle ve keşfetme heyecanıyla bakarlar. Oyun oynamazlar aslında oyunu yaşarlar. Dünyayı tanıma dönemidir çocukluk ve bu dönem tabiî ki hareketli olacaktır. 

Her hareketli çocuk hiperaktif değildir?
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğundaki tanımlanan hareketlilik gelişimin canlılığından kaynak alan bir hareketlilik değildir. 
Hiperaktivitesi olan çocuklarda hareketlilik ;

  • AMACA YÖNELİK OLMAYAN bir hareketliliktir hatta amaçtan uzaklaştırır. örn: “futbol oynarken en çok o koşuyor ama topun peşinden değil ...
  • Gelişimsel olarak UYGUNSUZ bir hareketliliktir. örn: oturması gereken sınıf ortamında dolaşma
  • Oturması gereken durumlarda onu yerinden kaldıran ENGELLEYEMEDİĞİ, kontrol edemediği bir hareketliliktir. Yürürken ayakkabı değil paten giymeye benzer.
  • Sakin bir şeklide boş zamanı geçirmede zorlayacak ya da oyun oynamayı engelleyecek bir hareketlilik

Dürtüsellik
Yaşam karşısında aklımıza eseni yapmak gibi bir seçeneğimiz yoktur. İnsan beyni karmaşık bir yapıdır. Her yaşta sorun çözmek için durur, düşünür, seçenekleri değerlendirir ve karar verir. Her seçeneğin getirileri ve riskleri vardır. Bunların sonucunda eğer sonuçtan memnuniyet varsa aynı durum için o davranış kalıbı yerleşir ve her seferinde yeniden karar vermek zorunda kalmayız. Yani belli durumlara karşı davranışlarımız otomatikleşmiş olur. Dürtüsel çocuklarda ise sorunun ardından hızla eylem gelir. Seçenekleri ve sonuçları düşünmeden, hatta davranışlarının olumsuz sonuçlarını çoğu zaman bilmesine rağmen aklına gelen ilk çözümü harekete geçirir. Bunun yaşama yansıması çok çeşitli şekillerde olur;

  • Eylemlerini ertelemekte güçlük yaşarlar. Ev ortamından okul gibi toplumsal yaşam ortamına geçişte kurallar dünyasına yeni kurallar eklenmektedir. Cevap vermek isteyebilir ama sırasını beklemek zorundadır. Derste konuşmak isteyebilir ama teneffüsü beklemek zorundadır.
  • Pek çok yerde kendi güvenliğine zarar verecek riskli davranışlar gösterebilir. Aklına ilk geleni yapmak her zaman güvenli olmayabilir. Örneğin oyunda top caddeye kaçtıysa ilk içinden gelen topu almak olursa eğer büyük bir kaza riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu çocuklar güvenlikle ilgili konularda diğer çocuklara göre çok daha risklidir.
  • Olumsuz deneyimlerden ders çıkaramazlar. Dün ocakta kendini yaktıysa eğer bu gün korkup yakmayacağını öngöremezsiniz.
  • Dürtüsellik bilişsel alanda olduğunda aklına gelen ilk cevabı söyleme ya da ilk seçeneği işaretleme
  • Yazarken ve okurken harf atlama,
  • Soru bitmeden cevabı yapıştırma akademik performansı olumsuz etkileyebilir
  • Grup yerine birebir çalışmalarda daha başarılıdır.
  • Disiplinleri daha zor çünkü söylenilenleri dinleyemedikleri için, kendilerinden ne beklendiğini de bilmezler.
  • Dürtüsellik yaşam boyu devam edebilen, daha çok fonksiyonel kayıplara sebep olabilen ve zor tedavi edildiği için en önemli hastalık bileşenidir.

Burada diğer önemli nokta bu belirtiler olsa bile tanı koyarken dikkat etmemiz gereken; 

  • Bu düzeyde bir hareketlilik ve dürtüsellik sadece ev ortamında değil en az iki ortamda mevcuttur ve dışarıdan fark edilecek düzeydedir.
  • Bu çocuklar belli yaştan sonra hareketlenmezler. Hareketlilik ve dürtüsellik yapısaldır ve tanı koyabilmek için yedi yaşından önce de var olması gerekir. Daha sonra başlayan bir hareketlilik varsa ayırıcı tanı konusunda dikkatli olmak gerekir.
  • Tanı için bir diğer önemli nokta da hareketlilik ve dürtüselliğin çocuğun hayatını olumsuz yönde bozuyor olmasıdır ki aksi takdirde hastalık olmazdı.
  • Derecesi çocuklar arasında, çocukla farklı erişkinlerin arasında veya aynı çocuğun gün içerisinde farklı zamanlarda değişkenlik gösterebilir.Yani okul gibi sınırların net olduğu ortamlarda daha iyi kontrol sağlanabilirken ,alışveriş merkezi gibi dış uyaranın fazla olduğu yerlerde kontrol kaybı yaşanabilir.

Eşlik Eden Özellikler
Davranışsal özelikler;

  • DEHB olan çocuklar toplu grup çalışmalarına kıyasla birebir çalışmalarda daha başarılıdırlar. Grup çalışmalarında çok daha fazla uyaran olması dikkatin odaklanmasını güçleştirebilir.
  • DEHB olan çocuklar yaşına ve kilosuna uygun etkin doza ilaç kullanıyor olsa bile okulda ya da evde onların dikkatlerini ve hareketlerini organize etmesine yardımcı birine sıklıkla gerek duyarlar.
  • Bu çocukların bir kısmı çabuk heveslenir ama hızla heveslerini kaybederler. Diğer bir kısmının hayatın pek çok alanı ile ilgili genel bir motivasyon eksikliği yaşadığını söyleyebiliriz.
  • Bu çocukların performansını değerlendirmek kolay olmayabilir. Bir bakarsınız ki bazı konularda yada bazı günlerde yada günün bazı saatlerinde performansı çok iyi diğer zamanlarda kötü olabiliyor. Oldukça değişken bir performans sergilemeleri öğretmenlerin onlarla ilgili kanaat oluşturmalarını zorlaştırır.
  • Öfkesini kontrol edemeyebilir ama diğer taraftan çok merhametli olabilir. En sık birlikte görüldüğü hastalıklardan biri olan karşıt olma karşıt gelme bozukluğunda sıklıkla başkalarıyla tartışabilirler
  • Yaptıkları davranışların sonuçlarını çoğunlukla düşünmezler. Düşünmeden yapılan eylemler onları her ne kadar zor durumda bıraksa da benzer olayda aynı davranışı tekrarlamaları sık görülür.
  • Davranışların pekiştiricisi olan ödül sistemi ya da istenmeyen davranışların azaltılması için uygulanan çeşitli ceza yöntemlerini diğer aileler başarıyla uygulayabilirken bu çocukların aileleri bu yöntemleri uygularken çok zorlanır.


Bilişsel özelikler;

  • Barkley isimli araştırmacı DEHB yaşayan çocuklarda zamanın farkında olma duygusunun azalmış olduğunu bu çocukların bu sebeple zamana bağlı işleri tamamlayamadıklarını göstermiştir. Yetersiz zaman hissi planlama, bekleme içeren oyunları oynamada problemlere neden olur.
  • “Çalışan bellek sorunları eşlik edebilir. Çalışan bellek bir taraftan söyleneni aklında tutarken diğer taraftan eylemi yapabilmeyi sağlar. Yani aslında iki işi aynı anda yapabilmeyi sağlar. Örneğin bir taraftan dinlerken diğer taraftan yazabilmeyi, karşılıklı konuşabilmeyi sağlar. Bu sebeple bu çocuklar listenen şeykeri akılda tutamazlar, akıldan hesap yapamazlar, komut dizisini yerine getiremezler. Örneğin mutfağa su getirmeye giderler, elleri boş dönebilirler.

Duygusal Özellikler

  • Günlük yaşam aktiviteleri ve konuşmaları organize etmekte zorluğa ek olarak duygularını da ayarlamada zorluk yaşayabilirler. Bu çocuklar ve yakınları ani öfke patlamaları, değişken duygudurum ve reaktiviteden şikayetçidirler.
  • Tepkileri çoğunlukla anlık olur, birden söner. Bu da grup içi oyunlarda sıkıntı yaratabilir.Buna bağlı olarakta benlik saygısı düşebilir.

Algısal Özellikler

  • b, d, p harflerini çoğu kez karıştırırlar (Her biri çeşitli döndürme ile bir diğeri olabilir). Geometrik desenlerin kopya edilmesinde de karışıklık vardır.
  • Görsel algılama bozukluk konumlarını örgütlemede zorluklara sebep olup gidecekleri yönü bulamama, sağ-sol karıştırma sık yaşayabilirler.
  • Derinlik algısında zorluklar mesafeyi tahmin ederken hatalara, sakarlıklara sebep olabilir.
  •  

Sosyal olarak;
Sanıldığının aksine;

  • DEHB'li çocuklar akranları içerisinde popüler değillerdir. Çoğunlukla sınıfın yaramazlar ve sorunlu uzak durulması gereken çocuklar listesinde olduklarından diğer çocuklar kadar oyuna davet edilmezler. Bu durum ileriki yaşamda gençlik ve erişkinlik döneminde hareketlilik geçtikten sonra sosyal olarak daha dışarıda ve daha izole olma riski taşırlar.
  • Diğer çocuklarla işbirliği geliştirebilmek sırasını beklemek, kendini organize edebilme yetenekleri daha az gelişmiş olduğundan kurallı oyunlara davet edilmeyebilirler. Oyunun dışında kalmak bu çocukları bir taraftan üzdüğü gibi diğer taraftan agresifleştirebilir. Bu sebeple ergen DEH' liler dürtüsellik, hiperaktiflik ve zamanlamanın olmadığı internette sohbet gruplarına katılırlar, bilgisayar oyunu oynarlar.

Hareketlilik ve dürtüsellik tedavi edilmediğinde ne olur?

  • Sözel dürtüsellik ile aklına geleni hemen söyleme ilişkilerde sıklıkla sıkıntılara yol açar. Ani öfke ile daha konuyu anlamadan kırıcı sözler söylenir ve ardından sıklıkla pişmanlık gelir.
  • Çocuk öfkesini kontrol etmekte güçlük yaşayabilir. Birine öfkelendiğinde duygusunu ifade etme ve sorun çözme aşamalarını hızla atlayıp fiziksel şiddet uygulayabilir. Bunun sonucu da insanların ondan uzaklaşmasıdır.
  • Oyunlardaki dürtüsellik kurallara uymayı engeller ve oyun dışında kalmaya sebep olabilir.
  • Başarının düşük olması zekâlarının yetersiz olmalarına değil dikkat ve sabırlarının eksik olmasındandır.
  • Sürekli “dur yapma şeklinde uyarılan çocuğun kendilik algısı olumsuz yönde etkilenir. “Yapamıyorum, yaramazım diyen çocuk için artık kaybedecek bir şey yoktur. Gelişen dünyalarında bu duygular maalesef kimliklerinin bir parçası haline gelir.
  • Bu çocuklar duygusal ve fiziksel istismara çok daha fazla maruz kalırlar. O kadar hareketlidirler ki anneyle sevgi ve paylaşım ilişkisinden daha çok yaralayıcı bir ilişki şekli hakimdir. Çoğunlukla öfkeli anlarda söylenmiş yaralayıcı sözler hatta zaman zaman fiziksel şiddet ilişkiyi kısır döngüye sokar.
  • Düşünmeden yaptığı davranışların sonunda sıklıkla pişman olsalar da, aynı davranışı tekrarlamaları çevrelerindeki arkadaşların onlardan uzaklaşmalarına sebep olabilir.
  • Ergenlikte düşünmeden hareket etme; alkol-madde kullanımı, istenmeyen gebelikler açısından riskli bir hale sokar.
  • Duygusal gerilimin fazla olduğu ortamlarda belirtiler çok daha şiddetli yaşanır.
  • Bilgisayarda geçirdikleri vakit süresi fazla olabilir. Bilgisayarın karşısında zaman geçirmek hem oyunlar üzerinden yeterli hissetmeyi sağlar, hem de bilgisayar karşısında çocuk sosyal hayatın getirdiği hiçbir zorlukla baş etmek zorunda değildir.

Tüm bunların sonucunda davranışlarının sosyal ve ahlaki sonuçlarını umursamamaları, başkalarının duygularına saygı göstermemeleri aslında umursamaz görünüm altında doğruyu yanlıştan ayırt etme güçlükleriyle ilgilidir.

Bu hastalığı ne zamandan bu yana biliyoruz ?
1800'lerin sonlarında bu klinik durumun tıbbi literatürde çeşitli terimlerle anıldığını görüyoruz. “Çılgın aptallar, dürtüsel delilik, “yetersiz engellenme gibi isimlerle vaka bildirimleri yapılmış. İlk kaynak 1865 yılında Alman hekim Heinrich Hoffman’ın hekimlik uygulamaları sırasında çocukluk dönemine ait sorunları ele aldığı şiiri “kıpır kıpır Phil Ancak bugünkü kullanımına en yakın tanımlama 1902 yılında George Frederic Stil isimli araştırmacı tarafından yapılmıştır. Still saldırgan, asi, disipline edilemeyen, aşırı duygusal, "ihtiraslı", kurallara uymayan, kaba, acımasız, yalancı, dikkatsiz, aşırı hareketli, sakar ve saldırganlığı dolayısı ile diğer çocuklar için tehlike arz eden çocuklar "kronik ahlak bozukluğu" ismi altında tanımlamış. Bu bozukluğun altında sosyal ve organik sebepler olabileceği öne sürmüştür. Burada aslında G.Still çok önemli bir şey yapmıştır. Toplum tarafından zor kabul gören tehlikeli, riskli bir grup çocuk toplum dışına itilmektense başka bir gözle değerlendirilmiştir. Bu çocukların davranışlarının altında yatanın ne olduğu sorusunu soran bu kez bilimsel bir gözün olması onları anlamaya yönelik bilim dünyasının önemli bir adımdır. Daha sonra artan çalışmalarla bu hastalığın aslında organik kökenli bir hastalık olduğu, tanı konulması, görülme sıklığı, birlikte görüldüğü hastalıklar ve tedavisi açısından psikiyatride başka hiçbir hastalıkta olmadığı kadar araştırma yapılmış. DEHB tedavisinde bu gün ilk seçenek olarak kullanılan stimulanların tedavideki etkinliği ile ilgili ilk yayınlar 1937’de başlamış 60’lı yıllarda rutin kullanımı düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmıştır. 
Yaklaşık bir asır önce klinik tanımlanmasının yapılmış olmasına yarım asırdır başarıyla tedavi edilmesine karşın DEHB tanısal geçerliliği araştırmalara konu olmuş. Son 40 yıldır başta kuzey Amerika ve Avrupa olmak üzere tüm dünyada epidemiyolojisi, etiyolojisi, tedavisi ve klinik gidişi konusunda sayısız bilimsel araştırma yapılmış. Amerika Tıp Birliği Bilimsel İşler Komisyonu “DEHB tıpta tüm yönleriyle en iyi araştırılmış bozukluklardan biridir ve DEHB geçerli bir tanı olduğunu gösteren bilgi birikimi pek çok tıbbi hastalığınkinden çok daha üstündür sonucuna varmıştır (Goldman ve Ark 98). Avrupa’da tartışmalar yerini görüş birliğine bırakmış ve 98 ve 2004 yıllarında yayınlanan “Avrupa hiperaktivite için uygulama kılavuzu ABD ve Kanada’dakiyle çok benzer tanı ve tedavi uygulamalarına yer vermiştir (Taylor ve Ark 2004). 
Yani bilim dünyası erişkin yaşantılarının kaynağının çocukluk olduğunu ve bu döneme önem verilmesi gerektiğini bu konuda yapılmış milyonlarca araştırmayla göstermiştir. Tanı kriterleri DSM IV Türkiye'de en son 2000 yılında revize olmuştur. 

Ne kadar sıklıkta görülür?
Okul çağındaki çocukarda yapılan araştırmalara göre %3-5 den %8-12 ye kadar değişmektedir. Tüm dünyada çocuk ve ergenlerin ortalama %5,6’sını etkileyen bir hastalıktır. Bu ne demektir? Ortalama 40 kişilik bir sınıfta en az bir ya da 2 kişinin bu rahatsızlığı yaşadığını gösterir. Başvuru oranlarına baktığımızda sayının bunun çok altında olduğunu görüyoruz. Buradan yola çıkarak aslında moda tanı olması bir kenara birçok çocuğun tedavi almadığını anlıyoruz. Faraone ve arkadaşlarının (2004) yaptığı bir çalışmaya göre tüm dünyada görülme sıklığı benzer bir dağılım gösteriyor.

  • Yapılan araştırmalarda erkeklerde kızlara göre 3 kat fazla. Ancak erkeklerde hiperaktivite ve dürtüselliğin olduğu alttipinin fazla olması tedavi başvurusunu arttırmış olabilir.
  • Diğer taraftan kızlarda dikkat eksikliği alt tipinin fazla olması tanınmasını zorlaştırmış olabilir.
  • Erkeklerde bu sebeple kliniğe başvuru 9 kat daha fazladır.
  • Toplumun erkekten beklentisinin fazla olması ile bu durum açıklanabilir mi ? düşünülmesi gereken bir konudur.
  • Belirtiler çoğunlukla üç yaş civarında görünür hale gelse de çoğunlukla anne karnında hareketlilik olduğunun bildirilmesi nadir değildir.

Tanı nasıl konulur?
Ön değerlendirme
Herhangi bir nedenle psikiyatrik başvuru yapan bir hastada Dikkat Eksikliği Hiperaktivitenin temel belirtilerinin olup olmadığı sorgulanır. Eğer sorgulama sonunda şüphe duyulursa ayrıntılı değerlendirme başlar. 

DEHB Değerlendirilmesi 
Dikkat eksikliği hiperaktivite tanısı için ana tanı yöntemi çocuğun klinik olarak değerlendirilmesidir. Bu tanıyı koyduracak hiçbir patognomanik (öyle bir belirti ki bu belirti olduğunda hastalık tanısı kesinleşiyor) belirti ya da test yoktur. Tanı çocuk ve ergen psikiyatrisi tarafından yapılan ayrıntılı bir psikiyatrik değerlendirme ile konulur. 

1. Çocukla Görüşme: Başta ergenlik dönemi ve ön ergenlik döneminde olanlar olmak üzere çocukla birebir görüşme oldukça yararlıdır. İlk görüşmede amaç tanıdan ziyade bilişsel ve psikiyatrik durumunun değerlendirilmesidir. Öncelikle tüm insan ilişkilerinde olduğu gibi çocukla ilişki kurabilmek önemlidir. İlişki kurmayan çocuk kendini ifade etmez. Bu süreç içinde çocuğun buraya getirilme sebepleri ile ilgili ön yargıların aşılması ve çocuk psikiyatrisi olarak onun tarafında olduğumuzu bilmesini sağlamak önemlidir. Bunların sonrasında kendi dünyasını, yaşadığı sıkıntıların öyküsü alınır. Çocuk değerlendirilirken görüşmedeki tutumu, mizacı, duygu durumu, düşünce içeriği ve dili kullanımı gibi pek çok başlık doktor tarafından değerlendirilir. Özellikle mutsuzluk gibi korkular gibi çocuğun hayatında sıkıntı yaratacak önemli başlıkların değerlendirilmesi de ayırıcı tanı açısından çok önemlidir. Çocukların kendilerindeki dikkat eksikliği hiperaktivite belirtilerini algılayıp ifade etmesi zordur. Ancak yinede kendilerine uygun bir yaklaşımla bu zorlukları ve hayatlarında nasıl sıkıntılara yol açtığını tarif edebilirler. Çocuğun görüşmede hareketli olmaması hiperaktivitesinin olmadığını göstermez. Ama görüşme sırasında bile dikkat eksikliği aşırı hareketlilik veya dürtüsellik belirtileri varsa bu durum önemli bir ön görücü olabilir. 

2. Ebeveyn ile görüşme: En önemli tanı süreçlerinden biride ebeveyn görüşmesidir. Önemli bir sebep yoksa çocuk görüşmede bulunmamalıdır.
Öncelikle aileden çocuğun ayrıntılı bir psikiyatrik ve tıbbi öykü ve ayrıca gelişim öyküsü alınır. Daha sonra belirtilerin başlangıç zamanı seyri, çocuğun hayatının hangi alanlarını nasıl etkilediği ayrıntılı değerlendirilir. Aynı zamanda aile ortamı, ailede travmatik yaşantılar ödül ceza sistemi ayrıntılı bir şeklide sorgulanır. DEHB ile birlikte görülen hastalıklarında sorgulanması çok önemli bir değer taşır. Bu hastalıkta eş psikiyatrik hastalıklara çok daha yatkındır ve belirtilerin gözden kaçması gerekir. 
Aileye DSM IV TR’daki belirtilerin hepsi teker teker sorulur. 
A. Aşağıdakilerden (1) ya da (2) vardır: 
(1) Aşağıdaki dikkatsizlik semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az altı ay süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyiyle uyumsuz bir derecede sürmüştür: 

Dikkatsizlik
a. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar. 
b. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı oyunlarda dikkati dağılır. 
c. Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür. 
d. Çoğu zaman yönergeleri izleyemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir). 
e. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemede zorluk çeker. 
f. Çoğu zaman sürekli zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almada isteksizdir. 
g. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örneğin; oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler,kitaplar ya da araç gereçler). 
h. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır. 
i. Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır 

(2) Aşağıdaki hiperaktivite-dürtüsellik semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az altı ay süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyine aykırı bir derecede sürmüştür: 

Hiperaktivite
a. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur. 
b. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar. 
c. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duygularıile sınırlı olabilir). 
d. Çoğu zaman sakin bir biçimde boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır. 
e. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır. 
f. Çoğu zaman çok konuşur. 

Dürtüsellik
g. Çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabı yapıştırır. 
h. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır. 
i. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer (örneğin; başkalarının oyunlarına ya da konuşmalarına burnunu sokar) 
B. Bozulmaya yol açmış olan bazı hiperaktif-dürtüsel semptomlar ya da dikkatsizlik semptomları yedi yaşından önce de vardır. 
C. İki ya da daha fazla ortamda semptomlardan kaynaklanan bir bozulma vardır [örneğin; okulda (ya da işte) ve evde]. 
D. Toplumsal, okul ya da mesleki işlevsellikte klinik açıdan belirgin bir bozulma olduğunun açık kanıtları bulunmalıdır. 
E. Bu semptomlar sadece bir yaygın gelişimsel bozukluk, şizofreni ya da diğer bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örneğin; duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu, dissosiyatif bozukluk ya da kişilik bozukluğu). 

Çocuğun Tıbbi Durumunun Değerlendirilmesi 
DEHB için değerlendirmeye alınan olguların tıbbi değerlendirilmesi için ;

  • Genel fiziksel muayene
  • Boy kilo
  • Tansiyon ve nabız kontrolü istenir.

Klinik değerlendirme sonucu gerek duyulursa diğer tıbbi incelemeler istenir. Ancak rutin her olgudan EEG, MR, SPECT gibi nörolojik incelemeler istenmez. Bu incelemelerin tedavi sürecinde belli aralıklarla yapılması önerilir. 

Niçin tıbbi değerlendirme yapılır ?
Dikkat eksikliği hiperaktivite belirtilerini taklit eden tıbbi hastalıklar dışlanmalıdır.

  • Geçirilmiş ensefalit, kurşun zehirlenmesi, ciddi kafa travması sonucunda dil ve motor bozukluklar gibi nörolojik bozukluklarla birlikte dikkat eksikliği görülebilir.
  • Hipertiroidi, hipotiroidi, dikkat ve hareketlilik belirtileriyle gelebilir.
  • İşitme ve görme kusurları
  • Anemi
  • Uyku anomalileri

Eğer nörolojik bir hastalıktan ya da epileptik bir nöbetten şüpheleniliyorsa EEG istenebilir. Rutin olarak değerlendirme amacıyla EEG istenmez.
Tedavide kontrendikasyon (ilaç kullanımına engel) oluşturabilecek tıbbi durumların değerlendirilmesi; 
Kalp hastalıkları, hipertansiyon, epilepsi veya hipertiroidi gibi hastalıkları olan çocuklarda DEHB tedavisi bu hastalıkların şiddetine ve tedavide kullanılan ilaçlara göre düzenlenir. 
- İlaç kullanımına kesin kontrendikasyon yaratan aritmi, kontrol altına alınamayan hipertiroidi ve glokom gibi durumlarda ilaç dışı tedaviler kullanılmaktadır. 

3. Gerekli inceleme, test ve ölçekler
Dikkat ve hareketlilik ile ilgili bilgiler ölçülebilir olmadığından mümkün olan en güvenilir kaynaklardan bulguların teyit edilmesi tanıyı güçlendirir. Bunun içinde en önemli kaynaklardan birisi de öğretmenlerdir. Çocuk ebeveyn ve öğretmenler tarafından doldurulan ölçekler daha ayrıntılı bilgi alınması için çoğunlukla faydalıdır. 
- En sık kullanılanlar:

  • Achenbach Childhood Behavior checklist- çocukluk davranış tarama listesi (CBCL)
  • Conners ölçeği DEHB derecelendirme ölçeği
  • DSM-IV ile uyumlu; uzun ve kısa, ebeveyn ve öğretmen formları mevcuttur.

Yapılan araştırmalara göre bu ölçeklerin duyarlılığı %90'ın üzerindedir. Burada söylenmek istenen belirtileri yakalama oranı oldukça yüksektir. Bu ölçeklerle gelen ve psikiyatrik olarak değerlendirilen hastalarda değerlendirme ile %90 aynı bulguları alıyoruz anlamı vardır. Bulguların ne kadarı dikkat eksikliğine spesifik diye bakacak olursak bunun %77-98 olduğu yapılan araştırmalarda saptanmıştır ki bu doğruluk açısından önemli bir bulgudur. Tüm bu testler DEHB alt gruplarına ayırmada ve tedaviyi izlemede oldukça yardımcıdır. Tanının değerlendirilmesinde bir diğer önemli adım zekânın değerlendirilmesidir. Böylece eşlik eden bir öğrenme güçlüğü olup olmadığı konusunda da bilgi sahibi oluruz. 
Sıklıkla uygulanan WISC-R (Wechsler çocuklar için zeka ölçeği) testidir. Bu testin zekanın sözel ve performans alt başlıkları arasındaki oran ve alt testlerin kendi içindeki oranları bize tanı koymada destekleyici bir bulgu verir. 
- Performans IQ< sözel IQ= DEHB (hiperaktif), sağ hemisfer 
- Sözel IQ  - Sözel IQ =performans IQ (Alt testlere bakılır) 
Burada özelikle belirtilmesi gereken şey tanı koydurucu hiçbir psikometrik testin olmamasıdır. Çocuğun zihinsel kapasitesi ve akademik başarısı arasında fark olup olmadığının belirlenmesi ve öğrenme bozukluğu ile ayırıcı tanı yapılması bakımından yararlıdır. 

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNUN AYIRICI TANISI 

1. Altta yatan fiziksel sebeplerle karışabilir.

  • Gece uykusunda uzun süreli bozukluk gündüz dikkati bozabilir.
  • Çocuğun kendini derse verememesinin sebebi duymakta ya da görmekte zorluk yaşaması olabilir.
  • Kronik hastalıklar dikkat fonksiyonunu etkilerler
  • Gündüz dalan çocuklarda absans nöbet atlanabilir. Nöbet geçiriyor olma ihtimali dikkate alınmalıdır.
  • Tikleri olan çocukta tikler başlı başına dikkati olumsuz etkilemekle birlikte tik bozukluğunda da dikkat eksikliği sık görülür.

2. Çocuğun kaygı düzeyi çok fazlaysa ya da mutsuz bir dönemden geçiyorsa dikkat en sık bozulan işlevlerden biridir. Öncelikle bunun ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Bu bozukluklarda huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, çabuk sinirlenme ve uykuda bozulma benzer belirtiler olsa da belirtilerin başlangıç zamanı eşlik eden belirtiler ve ortamlara göre değişkenlik göstermesi üzerinden ayırıcı tanı yaparız. 

3. Sınır kapasitedeki çocuklarda ya da öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda ana problem öğrenmededir. Öğrenmede zorlanan çocuk çabuk sıkılır ve dikkatini toplamayabilir. Buna ikincil olarak huzursuzluk yaşaması muhtemeldir. 

4. Ev yaşantıları kaotikse ya da travmatikse bu çocuklarda davranış problemleri, çabuk öfkelenme ve huzursuzluk görmek çok sıktır. Ancak bu durum tanıyı dışlamaz. 

5. Bipolar bozukluk dediğimiz iki uçlu duygudurum bozukluklarından ayırıcı tanı yapılmalıdır. Duygudurumda yükselme, aile hikayesi, kronik seyir ve geç başlangıç ipucu olabilir. 

6. Yüksek aktivite düzeyi olan çocuklardan ayırt edilmelidir. 

7. Çocuk evde çok hareketli hırçın ama okulda sessiz ve sakin ise bireyselleşme ile ilgili problemler yaşayan çocukta kaygının kendini DEHB görünümünde gösterebileceğini unutmamalıyız. 

Birlikte görülen hastalıklar 
Komorbidite iki hastalığın bir arada görülmesidir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocuklarda beraberinde diğer psikiyatrik hastalıkları birlikte görülmesi çok sıktır. Eşlik eden tanı oranı %46-68 olarak saptanmıştır. Bu durum zaten işlevsellikte zorluk yaşayan çocukların tedavisini daha da zorlaştırır. Ek tanı alan çocuklar tedaviye daha dirençlidir, işlevsellikleri daha bozuktur, çocuk ve aileninin yaşamları daha zordur. Bu sebeple de eşlik eden hastalıklar iyi değerlendirilmeli ve hızlıca tedavi edilmelidir. 

En sık gördüğümüz binişik durumlar ;

  • Davranım bozukluğu (%30-50)
  • Karşı gelme bozukluğu (%50) DEHB da DB ve KGB birlikteliği çok yüksektir. Bu da klinisyenler arasında tartışmaları beraberinde getirmiştir. DB ve KGB da bu kadar yüksek birliktelik:

Eşlik eden bozukluk ve dikkat eksikliği hiperaktivite aynı hastalığın farklı görünümlerimi, yoksa

  • Ayrı birer tanı mı ?
  • Ortak bir yatkınlığı mı paylaşıyorlar?
  • DEHB birlikte bulunan bozukluğun erken bir görünümü mü ?
  • DEHB diğer bozuklukların oluşması için cocuğu riske mi sokuyor ?
  • DB eşlik eden çocuklarda daha düşük sosyoekonomik düzey saptanmıştır.
  • Bu çocukların ailelerinde antisosyal kişilik bozukluğuna daha sık rastlanır.
  • Daha çok öğrenim sorunlarına rastlanır. Bu ek tanı uzun dönemli gidişatı olumsuz etkiler.
  • Bu çocuklarda erişkin hayatta madde kullanımı , antisosyal davranış, agresyon çok daha sıktır.
  • İlaç tedavisi ile hem DEHB hem de antisosyal semptomlarda azalma olur.
  • Mental retardasyon
  • Otizm
  • Tourette sendromu (DEHB olanların %20’si tik bozukluğuna, tik bozukluklarının ise %40-60’ı DEHB’na sahiptir).
  • Fragil-X (%73’inde DEHB gözlenir)
  • Öğrenme bozuklukları
  • Ayrıca %50 gelişimsel koordinasyon bozukluğu,
  • % 15-75 iletişim bozukluğu
  • % 10-40 anksiyete bozukluğu
  • Öğrenme bozuklukları %24-70 oranında dikkat eksikliği hiperaktivite eşlik eder.

Alt gruplarına göre en sık; 
- Dikkatsiz tipte; yaygın anksiyete bozukluğu
- Hiperaktif/ dürtüsel tipte; davranım bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu
- Bileşik tipte(n=37); karşıt gelme bozukluğu

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Niçin Olur?

Genetik
- Bugüne kadar elde edilen bilgiler doğrultusunda biliyoruz ki %76 kalıtımsal özelik gösteriyor. 
- Birinci derecede akrabalarda 4-5 kat sık görülür
- Ailede antisosyal kişilik bozukluğu, histeri, alkolizm ve madde kullanımı öyküsü diğer gruplara göre daha sıktır. 
- Bir kardeşte DEHB varsa diğer kardeşte görülme riski 2 kat daha fazladır. 
- Yapılan genetik araştırmalarda Dopamin ile ilişkili genlerde DAT 1, D4 mutasyonları saptanmıştır. 

Diğer
Beyin hasarı 
Doğum travmaları, prematurite gibi beynin oksijensiz kalma riskini artıran durumlarda daha sık görülür. 
Yürütücü işlevler dediğimiz dikkat ve hareketliliğin kontrol edildiği bölge olan frontal bölgenin gelişiminde işlevinde sorunlar olduğu tespit edilmiştir.Beyin kan akımı ve metabolizmasının incelendiği bilimsel araştırmalarda (SPECT-PECT); 
- Sitratumda bölgesel kan akımında azalma, 
- Duyu ve motor bölgelerinde ise artma saptanmıştır. 
- Frontal lob beyin kan akımı, metabolik hızın az aldığı uygun tedaviyle normale döndüğü tespit edilmiştir. 

Klinik Gidiş
Geçmişte DEHB'nın zaman içinde azalarak ergenlik döneminde geçtiğine inanılırdı.İzlem çalışmalarında bunun böyle olmadığı görülmüştür. 
Üç tip gidişat olduğu söyleniyor. 
1. Developmental delay: Olguların %30'unda görülür. Genç erişkinliğin erken döneminde belirtileri kaybolur. 12 yaşından önce remisyon çok nadirdir. 12-20 yaşları arasında ise kısmi remisyon görülür. 
2. Sürekli gidiş: Hastaların %40’ında gidişat süreklidir. Belirtiler nasıl ele alındığına bağlı olarak duygusal ve sosyal güçlüklerle erişkin hayatta da sürer. 
3. Gelişimsel bozulma: Olguların %30'unda görülür. Burada Antisosyal kişilik bozukluğu, alkol madde bağımlılığı gibi çeşitli psikopatolojilerin bulunduğu durumlardır. Bunun en önemli belirleyicisi çocukluk döneminde DEHB ile birlikte davranım bozukluğunun olmasıdır. Burada önemli olan bu hastalığın nasıl ele alındığı ve aile içi güçlükler çok önemlidir. Olguların %70-80 ergenlik döneminde de devam ettiği ,%90'ında akademik başarısızlık görüldüğü saptanmıştır. Genç erişkin döneme gelindiğinde akademik başarıları, yüksek öğretime girebilmeleri, bitirebilmeleri kontrol grubuna göre düşük olduğu saptanmıştır. Daha sık iş değiştirdikleri, daha sık işten atıldıkları, sürücülük becerilerinin kötü olduğu, daha fazla kaza yaptıkları, daha erken cinselliği yaşadıkları, erken gebelikler, daha sık eş değiştirme, doğum kontrol yöntemlerini daha az kullandıkları, cinsel yolla bulaşan hastalıklara daha sık yakalandıkları saptanmıştır. 

Tedavide Ne Yapıyoruz?
Aileler belirtilerin yaşla düzeleceği inancıyla başvuruyu ertelerler. Özelikle tedavisinde ilaç kullanılabileceğini öğrendiyse bu erteleme daha da uzayabilir. Gelişmekte olan çocuğa ilaç verme fikri çoğunlukla haklı olarak aileyi korkutur. Diğer taraftan ilaç kullanınca çocuklarının damgalanabileceği ile ilgili endişeler ailenin karar almakla ilgili kafasını karıştırabilir. Aslında duruma bakış açısı çok önemlidir. Çocuk nefes darlığı çekiyorsa solunum yolları nefesi düzenlemede zorluk yaşıyor demektir. Çocuğun kan şekeri yüksekse çocuğun pankreası kan şekerini düzenlemekte zorluk yaşıyor demektir. Dikkat eksikliğinde de beynin dikkati organize eden bölgesinin işleyişinde zorluk vardır. Aslında bu şekilde bakacak olursak özünde bizi endişelendiren diğer hastalıklardan farkı yoktur. Sadece şüphelenmek için biraz daha bilgi sahibi olmaya ihtiyaç duyulur çünkü belirtileri bedensel belirtiler değildir. Belirtiler günlük hayatın içinde giden kimi zaman sinsi kimi zaman aşikar bir şekilde kendini gösterir. DEHB kronik bir hastalıktır. Tedavi edilmediğinde çok önemli psikiyatrik akademik ve sosyal komplikasyonlara sebep olabilir. 
Her çocuğun hayatının bu en öenmli dönemini en iyi şeklide geçirmeye hakkı var. Bizim görevimiz ise çocuğun hayatındaki gereksiz müdahaleleri azaltmak gelişimini potansiyeli ve ihtiyaçları ile uyumlu kılmaktır. Çocuğun ve ailenin ve sınıfın hayat kalitesini artırmaktır. 
Yani en iyi demek çocuğun kapasitesini en iyi kullanmasını sağlayacak becerileri kazandırarak kendine güveni ve kendine verdiği değeri arttırmak ve dış dünyayla anlamlı bir ilişki kurmasını sağlamaktır. Çoğumuz canımıza tak etti zaman çözüm arayışında oluyoruz.DEHB tedavisi tıpta en fazla araştırılmış konulardan bir tanesidir. Yapılan çalışmalar DEHB tedavisinde en etkin yöntemin kombine tedavi olduğunu göstermiştir.
Kombine tedavi klinik duruma göre gereken tedavilerin etkin olarak kullanılmasıdır. DEHB genetik ve biyolojik temelleri olan bir hastalık olduğundan kombine tedavisinde ilaç tedavisinin yer alması gerekmektedir. Esasen DEHB da tedavi şeklileri teker teker uygulanıp bakıldığında ilaç tedavisinin en etkin yöntem olduğunu gösterilmiştir. Yıllardır yapılan çalışmlar sonucu elde edilen bilgiler MTA araştırmasında da doğrulanmıştır. Sadece ilaç tedavisi ve ilaç artı yoğun bilşsel davranışçı terapiler karşılaştırılmış ve istatissel olarak anlamlı bir fark görülmemiş. Ancak davranışçı tedavilerin ihmal edilmemesi gerektiği belirtilmiştir.ilaç dışı tedaviler arasında ebeveyn eğitimi ve okula yönelik uygulamaların diğerleri arasında en etkin tedaviler olduğu gösterilmiştir. 

Ebeveyn Eğitiminin Temel Prensipleri

  1. Öncelikle ailelerin bu konuda bilgilendirilmesi
  2. Anne babanın birbiriyle tutarlı ve kararlı davranmasının sağlanması
  3. Çocuğun olumlu davranışlarına ilgi gösterilmesi
  4. Etkili yönergeler verebilmek
  5. Puan sistemi uygulaması
  6. Sınırların doğru konulması ve uygun ceza sisteminin kurulması
  7. okulla iş birliği kurulması

Okula Yönelik Uygulamalar

  • Çocuğun belirtileri en aza indirecek yerde oturmasını sağlamak
  • DEHB akademik başarıyı düşürmesini engellemek
  • Okulda ödül ceza sistemi uygulamaları
  • Ebeveynlerle iletişim halinde ortak davranış kalıbı oluşturmak
  • Evde birerbir ders çalışmayı sağlamak

Tedavide Yeri Olmayan Uygulamalar

  • Diyet tedavileri
  • Biyofeedback
  • Psikiyatrist dışı kişiler tarafından tanı konulması ve dikkate yönelik eğitsel terapilerle tedavi edilmeye çalışılması

Sonuç olarak...

DEHB ve bu hastalıkla ilgili bilgi eksikliği ve çoğunlukla da önyargılar çocuğun yardım almasına en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Öncelikle unutulmaması gereken en önemli şey tedavide yardım ettiğimiz kişi zorlanan çocuklarınız. Siz bu çocukla başa çıkmakta zorlandığınız için ya da sadece daha başarılı olsun diye çocuğu tedavi etmiyoruz. Hayatın en önemli dönemi olan çocukluk döneminde hayatla zorlanan çocuğa yardım edebilmek ve yaşıtları gibi gelişebilmesine engel olan zorluklarını ortadan kaldırmak için tedavi ediyoruz. Malesef zeki çocuklar böyle olmuyor ya da yaramazlık büyüyünce düzelmiyor. Dikkat eksikliği hiperaktivite belirtileriyle zorlanan çocukların zaman kaybetmeden çocuk ve ergen psikiyatrisine başvurmaları ve çocuğun yaşadığı sıkıntını sesini duymak önemli..

Sayaç