Disleksi mi o da ne?

Çocuğunuzu Başarısız Olarak Etiketlemek Yerine Başarısızlığının Nedenlerini Araştırmayı Deneyin!


Çocuk ve Özel Öğrenme Güçlükleri...

Birinci sınıfın başlamasıyla çocuğun ve ailenin hayatında aslında yeni bir dönem başlamıştır. Tüm aileler çocuklarının başarılı olmasını hayal eder. Aslında çok akıllı olan çocukları ilkokula gelip de okumayı öğrenmede zorlanınca bu öncelikle ailede bir hayal kırıklığı ve endişe yaratır. Burada genelde iki yol izlenir, bunlardan biri kendi hayal kırıklıklarının ve öfkelerin çocuğa iletilmesidir ki malesef ülkemizde çok sık olur. Çocuk suçludur çünkü derslerini sevmez, ders çalışmak istemez. Aslında canı istese yapar ama kolaya kaçmaktadır. Ardından çocuk için “tembel” “sorumsuz” gibi olumsuz tanımlamalar başlar. Çocuk aileyi hayal kırıklığına uğratmıştır. Aslında olaya bu şekilde bakan ailelerin kolaya kaçtığını düşünürüz. Çünkü çocuk yetiştirirken muhtemel zorlukları erken fark edebilmek bu konuda gerekeni yapmak da ailelerin sorumluluğundadır. Zorlanan bir çocuğun dersleri keyifle yapmasını bekleyemezsiniz, birde tembellikle suçlanıyorsa eğer “mademki tembelim çalışmıyorum” diyecektir artık.
Çocuk ergen psikiyatrisi polikliniklerinde ders başarısızlığı sebebiyle pek çok başvuru olur. Biz de bu sorunun altındaki nedenleri anlamaya çalışırız. Bunlardan önemli bir kısmını dikkat eksikliği hiperaktivite ve öğrenme bozuklukları oluşturur. Klinik olarak bu iki hastalığı sıklıkla birlikte görürüz. Öğrenme bozuklukları içinde ise en sık gördüğümüz disleksi yani okuma bozukluğudur.
Öğrenme işlevi beynin bir çok bölgesinin birlikte çalışmasını gerektiren oldukça karmaşık bir işlemdir. Bu sistemlerden çalışması aksayanlar varsa sisteme özgü belirtilerle sinyal verirler aslında. Öğrenme bilginin alınması ile başlar uygun şekilde depolanması ve istenildiği zaman depolandığı yerden yazılı ya da sözlü olarak ifade edilmesini gerektirir. Şimdi teker teker bu sistemlere göz atalım.
Dikkat kontrol sistemi çocuğun dışarıdan gelen sesleri daha az duymasını, içinden gelen hayalleri engellemesini ve bir şey anlatılırken ona odaklanmasını sağlar. Bilgi akışı devam ederken sistemin diğer işlevi dikkatin sıkılmadan sürdürülmesini sağlamaktır. Bunu yapamayan çocuk ders çalışırken çok sıkılır. Dikkat becerileri azdır yoğun dikkat gerektiren mesela ders gibi aktivitelerden kaçar. Başladığı işi bitiremez. Okulda eşyalarını unutur.
İkinci aşamada bilgi dil sistemiyle tanımlanmalıdır. Okulda bilgi çoğunlukla okuyarak ve dinleyerek alınır. Çocuğun gördüğü görsel sembolleri yani harflerden kelimelere, kelimelerden kavramlara giden yazı sistemini ses sistemine çevirebilmeyi gerektirir. Eğer çocuk gördüğünü sese ve kavrama çeviremiyorsa okuma güçlüğü oluşur ve buna disleksi adı da verilir. Bu çocuklarda okuma yaşıtlarından geridir, okumayı sevmez yavaş okurlar. Bazı harfleri görür ama seslerini öğrenemez. Sessiz ve sesli okurken parmağıyla izleyebilir, satır ya da kelime atlayabilir ya da parçaya anlamı bozacak kelimeler ekleyebilir. Örneğin bir parçayı kendi okuduğunda anlamaz ama arkadaşı okuduğunda çok iyi anlar. Okurken bazı harf ya da sayıları karıştırır ya da ters okur. 
Diğer taraftan çocuktan bilgiyi yazı diline çevirmesi de beklenir. Burada sıkıntı varsa yazma bozukluğu ismini alır. Bu çocuklarda el yazısı okunaksız ve çirkindir. Yazı yazmayı sevmez, ödevler gelmez. Sınıfa göre yazısı yavaş olduğundan çoğunlukla yetiştiremez. Yazarken bazı harf ve sayıları ters yazar ya da karıştırır. Harf atlayabilir ya da ekleyebilir. Bol sayıda imla ve noktalama hatası yapar. Yazarken sayfayı düzenli kullanamaz, satır atlayabilir.

Matematikte de matematiksel kavramlar sembollere çevrilir. Buradaki sorun kendini matematik bozukluğu olarak gösterir. Aritmetik becerisi dört işlemde yavaştır. Çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük yaşarlar ya da artı eksi gibi aritmetik sembollerini karıştırırlar. 

Öğrenme güçlüğünün belirtileri
Öğrenme güçlüğü geniş bir yelpazedir aslında. Bu güçlüğe eşlik eden aşağıdaki belirtilerde değişen derecelerde eşlik edebilir.

  • Uzaklık derinlik ve boyut algıları zayıftır.
  • Bazı harfleri yanlış duyar, sözlü yönergeleri anlamakta güçlük çekebilir. Birkaç şey birden söylendiğinde en az birini unutur, duyduklarını ayırt etmekte zorluk yaşayabilirler.
  • Çalışma alışkanlığı gelişmemiştir. Ev ödevleri eksik alınır, yavaş ve verimsizdir. Ödevler tek başına yapılamaz.
  • Organize olma becerisinde zorluklar olabilir. Odası dağınıktır, defterlerini kötü kullanır, kaybeder. Zamanı ayarlamakta güçlük yaşarlar.15 dakikalık bir ödev saatler sürebilir .Yapması beklenen şeyleri organize etmede zorluk yaşar.
  • Sağını solunu karıştırır, yönünü bulmada zorlanabilirler. Alt-üst, ön-arka kavramlarını karıştırır. Dün-bugün gibi, yıl ay gün mevsim gibi zamansal kavramları öğrenmede zorlanır.
  • Sıralama becerileri eksiktir. Okuduğu öyküyü anlatması istendiğinde öykünün başını sonunu karıştırır. Haftanın günlerini ya da ayları sırayla sayabilir ama karışık sorulduğunda bir sonrakini bilemez
  • Bu çocukların özelikle erken gelişiminde konuşmada gecikme olabilir. Bazı sesleri söyleyemeyebilir. Sözel olarak kendilerini ifade becerileri yeterli olmayabilir.
  • Motor beceriler, top yakalama, ip atlama gibi işlerde yaşıtlarına oranla başarısızdırlar.zSakardır düşer ve yaralanır. Çatal kaşık kullanmak gibi el becerileri gerektiren şeyleri beceremez.
  • Belki de zorluklarını neticesinde çoğunlukla yalnız, kendine güvenleri az kaygılı ve mutsuz olmaya aday çocuklardır. Arkadaş ilişkileri iyi olmayabilir.

Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar için en tipik olan şey bu çocukların zekalarında hiçbir sorun olmamasıdır. Hatta tanı koyabilmek için zekanın normal olması koşulu vardır. Ancak bu çocuklar sorulan soruları çok iyi kavrasalar da doğru okuyamadığı için ya da yazarak doğru ifade edemediği için sınav başarısı düşüktür. Bu çocuğun anlayamadığından değil anladığını sembollerle ifade edememesindendir. Sınav sistemi bu çocukları hızla başarısız olarak etiketler. Çünkü sistem onların bilgiyi ifade ediş şekline göre düzenlenmemiştir. Zor bir durum olması aslında sistem içinde birçok yetenekli ve zeki çocuğa başarısız ve kimi zaman maalesef ki zeka geriliği muamelesi yapılmasıdır.
Oysaki Disleksi bu hastalığa sahip bir çok ünlü ve başarılı kişi olmasıyla da tanınır. En ünlü disleksisi olan ünlü kişilerden biride Einstein'dir. Einsteinin yazılarında “öğretmenlerinin aklının yavaş çalıştığını, ölene kadar aptal rüyalarının peşinde sersemce savrulacağını” söylediğini ifade eder. Böyle sert bir yargıyla geçen öğrencilik yıllarından tüm sisteme meydan okuyan bir kurama giden bir başarı öyküsüdür onun hayatı. Bu bir taraftan bu örnekler umut verse de çoğunluğu yansıtan başarı öyküleri değildir aslında. Günümüz eğitim sisteminde sıklıkla başarısız olarak etiketlenen bu çocuklar kapasitelerinin çok altında bir gelecek yaşamaya mahkum oluyor maalesef. Okulu bırakan gençlerin büyük çoğunluğunda altta yatan sebeplerden biridir öğrenme güçlüğü.
Yapılması gereken şey çocuğun psikiyatrik olarak değerlendirilmesi, gereken test ve incelemelerinin yapılması çocuğa uygun tanı ve tedavi şeması oluşturulmasıdır. Tüm eğitim programlarında çocuğun güçlüklerine uygun ayrıntılı düzenlenmiş, parçadan bütüne ilerleyen giderek artan biçimde beceriler kazandıran eğitim hedeflenir ve çocuğun potansiyelini en iyi şekilde kullanması sağlanır. 

 Dr. Işılay ALTINTAŞ

Sayaç