Hayali Arkadaşa Veda

Biz erişkinler gerçek dünyanın aslında kolay olmadığını, birçok yoksunlukla, kırgınlıkla, öfkeyle başa çıkmak zorunda olmanın hayatın bir parçası olduğunu hayatı tanıyarak öğreniyoruz. Yaşam yolculuğumuz boyunca bunlarla başa çıkmak için çeşitli yollar buluyoruz kendimize.

HAYALİ ARKADAŞA VEDA…

Biz erişkinler gerçek dünyanın aslında kolay olmadığını, birçok yoksunlukla, kırgınlıkla, öfkeyle başa çıkmak zorunda olmanın hayatın bir parçası olduğunu hayatı tanıyarak öğreniyoruz. Yaşam yolculuğumuz boyunca bunlarla başa çıkmak için çeşitli yollar buluyoruz kendimize. Biliyoruz ki hayat diğer taraftan da zorluklarına rağmen güzellikleri de beraberinde getiriyor.
Her ağladığında annesini yanında bulduğu, tüm duygusal ihtiyaçlarının hızlıca karşılandığı bebeklik günlerinden artık konuşabildiği, yürüyebildiği ve dünyayı tanımak için keşfetme heyecanı olan günlere geliniyor büyüdükçe.. Ve her yeni dönem beraberinde bir uyum becerisi gerektiriyor. Çocuk yavaş yavaş anlamaya başlıyor ki dışarıdaki dünya, hatta çok sevdiği anne babası bile sanki onun tam olarak aklından geçen gibi davranmıyor. Anne babasını işe uğurlamak zorunda mesela istese de istemese de. Her istediği şey ağlayınca meme gibi gelmiyor büyüdükçe. Anlayamadığı ve ondan beklenen birçok şey var ve öyle her şeye de gücü yetmiyor çoğu zaman düşündüğü gibi. İşler giderek karmaşıklaşıyor anlayacağınız. Kimi zaman gerçek dünyanın başa çıkamadığı gerçeklerini, kimi zamanda keyiflerini kendi iç dünyasıyla karşı karşıya getiriyor. Öğreniyor ki bunun adına oyun deniliyor ve oynamak çok keyifli bir şey. Oyun deyince gözleri parlıyor. Ve çocuk oynamaya başlıyor anlayabilmek için, nedenler bulabilmek için tüm çevresinde olanlara. Duygularını, hayal kırıklarını, anlamaya ve başa çıkmaya çalıştığı her şeyi oyuna davet ediyor. Bunu önce oyuncaklarla sonra arkadaşlarla yapıyor. Çok değerli bir analist olan Winnicot'a göre oyun oynayabilmek bir potansiyeldir; uyum becerisi ve sağlık göstergesidir. Oyun oynayamamaya göre üst bir durumdur. Bunun ardından ise oyun ve gerçekliği ayırmak geliyor. İşte çocukluk döneminde karşımıza çıkan hayali arkadaşlar aslında oyun arkadaşıdır bir taraftan. Şöyle bir arkadaş düşünün; çocuğun yalnızlığını paylaşıyor, hatta o anlarda çağırmadan yanında. Onunla konuşuyor, dertleşiyor. Kimi zaman hayal arkadaşına kızsa bile “O” onu terk etmiyor. Sadece yalnızlığı değil sınırsız hayal gücü olanaklarının getirdiği keyfide paylaşıyorlar. Kimi zaman bu arkadaş kendi başına neşelendirmeye yetmediğinde çocuğu, kendi arkadaşlarını da çağırıyor çocuk için. Bir bakmışsınız bir grup minik hayal kahramanıyla kahkahalar atmakta çocuk. Kafa karıştıran her durumda çok değişik fikirleri var bu arkadaşın. Çoğunlukla bir ismi ve kendine göre kısa bir hikayesi bile var. Ama şu kesin ki çocuğunuzu çok iyi tanıyor; Çünkü aslında onun bir parçası. Kendi yarattığı parçası. İlginç olmayan biçimde taşınma, boşanma gibi zor dönemlerde daha sık karşılaşıyoruz hayali arkadaşlarla...
Bu sebepten çocuğunuz hayal arkadaşıyla hayali sohbetlere girdiğinde korkmamak gerekir. Dışarıdan ürkütücü de gelse çocuk oyun arkadaşını ayıcıklardan bebeklerden değil kendi hayal dünyasından seçmiştir aslında. Çoğunlukla çocukta bilir zaten bu hayali arkadaşın gerçek dünyaya ait olmadığını. Aslına baktığımızda yaratılmış “ideal arkadaş” gibi geliyor kulağa. Ama biz büyükler biliyoruz ki arkadaşlık kurmak hayatımızda önemli ve “gerçeği hayali gibi kolay da değil” .Sosyal beceriler çocukluk döneminde ilk arkadaşlarla öğreniliyor. Çocuk arkadaşının göz alıcı oyuncağını alabilmek için kendisinden bir şeyler sunmak zorunda mesela. İstediği oyun için ikna etmek zorunda arkadaşını. Hayali arkadaşlıklar yerini canlı canlı gerçek arkadaşlara bırakıyor sağlıklı gelişen bir çocukta. Hayali arkadaşını gerçek arkadaşlarla tanıştıramayacağını anladıktan sonra veda etmekten başka da çare yok galiba çocuk için. Büyüyüp de geriye bakıldığında hayali zihinlerde hayali arkadaş, çocukluğun veda edilen en sıcak anılarından biri olarak kalıyor. Peki aileler ne yapacak? Yaşıtlarıyla iyi bir oyun ilişkisi kurmayı başarmış gelişimi normal seyreden bir çocukta endişelenmeye gerek yoktur. Bu arkadaşlar zamanı gelince kendiliğinden gideceklerdir zaten. Aileler bu hayali arkadaşların aslında çocuğun iç dünyasının parçası olduğunu unutmamalıdır. Çocuğa ne kadar duyarlı olmak gerekiyorsa bu arkadaşla olan ilişkiye de o ölçüde duyarlı, kabul edici ve saygılı olmaları gerekiyor. Bunu yaparken çocuğun bu fantezi dünyasının parçası olmak tehlikesine düşmekten kaçınmak gerekir. Örneğin onların oyununa katılıp hayali arkadaşa da gerçekmiş gibi muamele yapmak pek doğru bir yol olmayacaktır. Bunun gerçekler dünyasında çocuğa faydası yoktur. Her türlü oyun çocuğun iç dünyasını anlamak için büyük fırsatlar sunar. O zaman doğru yaklaşım bu hayali arkadaşla çocuğumun hayatında niye var, çocuğumun hangi ihtiyacını karşılıyor? bunu anlamaya çalışmak en doğru yoldur. Çocuklar bir şeylerin yolunda gitmediğinin sinyalini insanı şaşırtan çeşitlilikte gösterebildikleri gibi hayali arkadaşlarla da gösterebilir. O zaman yolunda gitmeyen bir şeylerin olup olmadığını anlamak gerekiyor.

  • Çocuk hayali arkadaşları gerçek arkadaşlara tercih ediyor ve günün büyük kısmını onlarla geçiriyorsa,
  • Çoğunlukla 5-6 yaşlarında sonlanmasını beklediğimiz bu arkadaşlar ısrarla varlığını sürdürmeye devam ediyorsa,
  • Aslında oyunlarda çoğunlukla çocuğunuzun kontrolünde olan bu arkadaşlar sanki çocuğunuzun kontrolünde değilmiş gibi geliyorsa,
  • Bu arkadaşların işlevleri çoğunlukla dost ve sırdaştır. Eğer bu arkadaşlar çocuğunuza kötü şeyler yapmasını söyleyen ,onu değersizleştiren ya da zor duruma düşmesini sağlayacak öğütler veren bir arkadaşsa ,
  • İçerikte duygusal durumuyla ilgili mutsuzluk, değersizlik, sevilmeme korkularla ilgili endişelendirecek ölçüde sıkıntılı bir ruh haliyle karşılaşırsanız bir şeyler yolunda gitmiyor olabilir.

Yukarıda saydığımız bu durumlarda çocuğunuzun en kısa sürede bir çocuk ergen psikiyatrisi tarafından değerlendirilmesinde fayda olacaktır. Bu bulgularla çocuk duygusal bir ihmalin ya da travmatik bir deneyimin sinyalini veriyor olabilir. Günümüz çocukluğunu sokaklarda rahatça oynayabildiğimiz kendi çocukluklarımızla kıyasladığımızda aslında yeni neslin hayatla kurduğu ilişkide yollarının bizden nasılda hızla farklılaştığını görmek endişe uyandırıcı oluyor bazen. Günlerinin büyük kısmını televizyon telefon ve bilgisayar ekranıyla geçiren yüksek apartmanların yalnız çocuklarının annelerine önerim onlara sizinle ve arkadaşlarıyla oyun oynamanın zenginliğini yaşatan ortamlar sunun. Sunun ki mutlu olmak için kendi yollarını seçerken güçlerini kendi iç dünyalarından alabilsinler.. 

Sayaç