Islatırsa Kızmayın-Habertürk

Altını Islatırsa Kızmayın!

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Işılay Altıntaş, çocuklarda sık görülen ve altını ıslatma diye tabir edilen Enüresis hastalığını anlattı. Altıntaş, Türkiye'de ilkokul dönemindeki her 100 çocuktan 11-25'inin idrar kaçırma problemi yaşadığını ifade etti. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Işılay Altıntaş, "Enüresis tıbbi bir nedene bağlı olmaksızın çocuğun tuvalet dışında yerlerde (sıklıkla yatak ya da giysiler) idrar kaçırmasıdır. Uzun aralıklarla idrar kaçıran her çocuğa enüretik denmez. Çocuğun enüresiz tanısı alması için bu sorunun en az 3 ay devam ediyor olması ve haftada en az iki kez idrar kaçırıyor olması gerekir. 5 yaşından önce idrar kaçırma enüresiz olarak değerlendirilmez. Ayrıca tüm çocukluk dönemi psikiyatrik hastalıklarının tanısı için gerekli olan sorunun çocuğun gelişimini, hayatını yani işlevselliğini olumsuz etkiliyor olmasıdır. Altta yatan tıbbi sebepler mutlaka araştırılmalıdır. Her belirtide olduğu gibi çocuk bu sıkıntıyı sadece kendi yaşadığını düşünür ve bu utanç verici konuyu kimse bilsin istemez" dedi.

Enüresizin tüm toplumlarda en sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biri olduğunu belirten Altıntaş, "Hastalığın Türkiye’deki yaygınlığını inceleyen araştırmacılar ilkokul dönemindeki her 100 çocuktan 11-25 tanesinin enüresis olduğunu görmüşlerdir. Bu da her sınıfta en az 2-3 arkadaşının benzer bir sorun yaşadığına işaret eder" diye konuştu.

Bir çocuğun gece altını ıslatmasının nedenlerini de açıklayan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Işılay Altıntaş , "Genetik nedenler önemli bir role sahiptir. Eğer ailede enüresis yoksa çocukta enüresis olma ihtimali yüzde 15 iken, bir ebeveynde enüresis olması bu ihtimali yüzde 44’e her iki ebeveynde olması ise yüzde 77’ye çıkarır. Mesane idrar yollarının son duraklarından biridir. Mesanede depolanan idrar gerilen mesanenin sinyal göndermesi ile kişiyi tuvalet arayışına sevk eder. Mesane duvarında normalde gevşek olan kas kasılarak idrar boşalımını gerçekleştirir. Özelikle tedaviye dirençli enüresisi olan çocuklarda mesane hacmi küçük olduğu için çabuk dolar. Mesane kası başına buyruk kasılabilir ve mesane tam dolmadan idrar yapma isteği uyandırarak gece birkaç kez idrarını kaçırmasına neden olabilir. Bu çocukların ailelerinden alınan genel bilgi aslında uykularının çok derin olduğu ve uyandırılmakta zorlandıkları yönünde. Bunu destekleyen araştırma bulguları olmakla birlikte direk bir nedensel ilişki kurulamamış. Yapılan araştırmalar enüresisin daha çok uykunun ilk üçte birlik kısmında daha sık olduğunu gösteriyor olsa da özelikle mesane kapasitesi düşük olduğu için sık idrar giden çocukların gece boyunca altlarına kaçırabildikleri görülmüş" dedi.

Çocukların gece altını ıslatmasının nedenlerinden birinin de "merkezi sinir sisteminin gelişiminde gecikme" olduğunu ifade eden Altıntaş, “Enüresis tanısı alan çocuklarda yapılan araştırmalar sonucunda bu çocuklarda yaşıtlarına göre motor gelişim ya da dil gelişiminin daha geriden geldiği, boy kısalığı ya da kemik yaşının geri olması gibi bulgulara rastlanmıştır. Diğer destekleyen sebeplerden biri ve önemli olanı, bu hastalıkla birlikte yine beynin gelişimsel hastalıklarından biri olan dikkat eksikliği hiperaktivitenin daha sık görülmesi” diye konuştu. Altıntaş, “Hormonal etkenler: AVP (Arginin vasopressin antidiüretik hormon) vücudumuzda gece salgılanan ve idrar üretimini azaltan bir hormondur. Bu hormonun çalışmasında bir sorun olduğunda gece idrar üretimi artarak enüresise neden olabilir. İlaçlar ve hastalıklar: Çocuğun kullandığı bazı ilaçların yan etkisi olarak, diyabet ya da üriner sistemi etkileyen hastalıkların alt ıslatma sebebi olabileceği akılda tutulmalı; idrar tahlili ve gerekirse ilgili tetkikler mutlaka istenmelidir” şeklinde konuştu.

Enüresis yeni doğan kardeşe karşı gelişen kimi zaman saldırgan duyguların kimi zaman sevgiyi paylaşmaktan gelen hayal kırıklığının ifadesi olabileceğini de ifade eden Altıntaş, "Bebek olan kardeşine gösterilen sevgiyi o da tıpkı bebek gibi altına kaçırarak elde edebilir. Tabii ki bunu çocuk bilerek ve istemli olarak yapmaz ancak kendince sevilme ihtiyacını ve mutsuzluğunu gösterme yoludur. Çocuk psikiyatrisinde bu bebekleşme davranışlarına "regresyon" yani bebekliğe gerileme adı verilir. Çocuktan gelen bu sinyaller asla görmezden gelinmemelidir. Ailede ölüm, boşanma, taşınma, okulda yaşanan travmalar, hastanede yatma, çocuğun ihmali ya da istismarı çocuğun yaşamında onu sıkıntıya ve korkuya sokabilecek her türlü olay enüresisi ortaya çıkarabilir. Bu durumlarda alt ıslatma aslında yaşanan mutsuzluğun ve kaygının ifade şeklidir" dedi. Altıntaş, "Eğer anne çeşitli nedenlerle (çoğunlukla annenin mutsuzluğu ya da korkuları) çocuğun üstüne aşırı düşüyorsa çocuğun yapması gereken her şeyi anne onun yerine yaparak (gece onunla uyuyor, yemeğini kendi yediriyorsa) çocuğun büyümesine izin vermiyorsa çocuğun bebek olarak kalmaktan başka çaresi olmayacaktır. Bu durumda tüm bebekler gibi o da altını ıslatacaktır. Bu noktada alt ıslatma aslında çocuğun büyümesine engel olan anne çocuk ilişkisinin bir göstergesidir. Çoğunlukla bu anneler tuvalet eğitimi vermekte gecikir ve çocuk uzun süre bezli olarak kalır. Diğer taraftan bazı anneler aşırı titiz, düzenli ve kurallı olabilir. Bu ailelerde olması gerekenler çocuğun ihtiyaçlarına ve gelişimsel düzeyine değil annenin kafasındaki kurallara ve düzene tabidir. Çocuk annesinin kurallarına uymak zorundadır ve bu ailelerde alt ıslatan çocuk aslında bu düzene direkt olarak değil; belki pasif olarak tepki gösteriyor olabilir" diye konuştu.

Enüresis gelişimini engellemek için tuvalet eğitimine önem verilmesi gerektiğine dikkat çeken Altıntaş, "Tuvalet eğitimine 3 yaştan sonra başlanması enüresis için zemin hazırlayabilir. Çocuk gelişimsel olarak idrar kontrolünü denetleyebilecekken uygun tuvalet alışkanlığının öğretilememesi aslında tuvaletini bezine yapmasının doğru olduğuna dair yanlış bir tutumu destekler. Buna alışan çocuğun daha sonra tuvalet alışkanlığı öğretilirken yerleşmiş bir tutumu değiştirmesi daha güç olacaktır. Diğer taraftan tuvalet eğitimi verilirken korkutmalar ya da ufak kaçakların cezalandırılması, çocuğun bu konuda çok daha duyarlı ve kırılgan olmasına sebep olur. Bu da daha sonradan enüresis aynı zamanda kaka kaçırma (enkompresiz) gelişimine zemin hazırlar" şeklinde konuştu.

Alt ıslatan çocukların mutlaka tedavi ettirilmesi gerektiğini hatırlatan Altıntaş şunları söyledi;
"Öncelikle her belirtinin çocuğun hayatında bir şeylerin yolunda gitmediği ile ilgili bir işaret olabileceği düşünülecek olursa tedavi başvurusu yolunda gitmeyen şeyleri tespit etmek ve bunlara müdahale etmek adına bir adımdır. Diğer taraftan enüresis hem çocuk hem anne baba için oldukça sıkıntı verici bir durumdur. Enüresis, çocuklarda benlik saygısının, kendine olan güvenin azalmasına neden olur. Yapılan araştırmalar enüresis tedavi edildiğinde benlik saygısının yeniden düzeldiği ve çocuğun yoluna daha rahat devam ettiğini göstermektedir. Çocuk ergen psikiyatrisi kliniklerinde maalesef annelerin bu durumla başa çıkmakta çok uygunsuz yollar kullandıklarına da şahit olabiliyoruz. İlkokula giden çocuklarını gece kaçırdıkları için bezleyenler bile olabiliyor. Yanlış başa çıkma yöntemlerinin kendisi psikolojik gelişimi enüresizin kendisinden daha kötü etkileyebiliyor. Diğer taraftan bu çocuklarda sıklıkla birlikte görülen diğer gelişimsel sorunlar dikkat eksikliği, hiperaktivite, kaka kaçırma (enkompresis), uyku bozuklukları iyi değerlendirilmelidir. Psikiyatrik bozuklukların enüretik çocukların yaklaşık %20’sinde gözlendiği bildirilmiştir. Bunlar ruhsal bozukluklardan daha çok; uyum sorunları, davranış problemleri, zaman içinde özgüvende azalma, sosyal izolasyon, akranları tarafından dışlanma, ebeveynler tarafından olumsuz tutum ve davranışlara maruz kalma olarak saptanmıştır."

Haber Türk

Sayaç