Şizofreni

Şizofreni

Şizofreni ne demektir?

Şizofreni genç yaşta başlayan kişinin alışılmış algılama ve yorumlama biçimlerine yabancılaştığı, kendine özgü bir içe kapanım dünyasına çekilerek dış dünyanın gerçeklerinden kişiler arası ilişkilerden uzaklaştığı, algılama, düşünce ve davranışlarında önemli bozuklukların görüldüğü bir ruhsal hastalıktır.


DSM IV Tanılama Sistemine göre Şizofreni belirtileri nelerdir?

Karakteristik belirtiler: Bir ay boyunca en az bu  belirtilerden 2 tanesinin var olması gereklidir.

Varsanılar: Algısal olarak gerçekte var olmayan duyumlar almadır. Eğer hasta var olmayan sesler işitiyorsa bunun adı işitsel halüsinasyon, var olmayan görüntüler görüyorsa görsel halusünasyon ismi verilir.Diğer duyu organlarını içeren duyumlarda görülebilir.Bedenine dokunulduğunu hissetme ya da koku halüsinasyonları gibi.


• İşitsel varsanılar daha çok hastayla konuşan ve yorum yapan, hakaret eden korkutan ismini çağıran sesler şeklindedir.
• Sesler bedenin içinden duyulabildiği gibi dışarıdan (tv dan geliyor gibi vs) algılanabilir.
• Görsel varsanılar belli belirsiz şekiller, korkutucu görüntüler ,canavarlar ,vahşi hayvanlar şeklinde olabilir.
Küçük çocuklarda belirtilerin egosintonik olduğu unutulmamalıdır.

Sanrı: Hezeyan ya da delüzyon olarak da adlandırılabilir. Sanrı şizofreni de görülen düşünce bozukluğudur.
Perseküsyon (= Paranoid): Kötülük göreceği, izlendiği, göz altında tutulduğu, aldatıldığı gibi gerçekte var olmayan durumlara inanır ve davranışlarını bu düşünceye göre şekillendirirler.
Grandiöz: Hasta kendisinin peygamber, başbakan, komutan gibi ünlü ve hayran olunan birisi olduğunu düşünebilir.
Somatik: Vücudunun görünümü ya da işlevi ile ilgili gerçekle bağlantısı olmayan düşüncelere sahip olmak (tek dizim diğerinden farklı ve görünümü bozuk)
Erotomanik hezeyanlar: Çok yüksek konumda birinin ona aşık olduğu gibi düşünceler
Referans hezeyanları: Kişi tanımadığı insanların bile ona baktığını, onun hakkında konuştuklarını düşünür.
Nihilistik: Ölü ya da ölmekte olduğuna inanma, kendisinin ya da dünyanın var olmadığına inanma.
Yirminci yüzyıl ortalarında ise Schneider, şizofreni tanımlamasında fenomenolojik kavramların kullanılmasını önermiş ve birincil ve ikincil sıra belirtilerden söz etmiştir. Schneider’e göre birincil sıra belirtileri şunlardır:

  • Emir veren sesler
  • Kendi aralarında hasta hakkında konuşan sesler
  • Bedensel varsanılar (tıbbi kaynağı olmayan, gerçek dışı bedensel belirtiler, örneğin kolunu uzamış hissetme, çeneyi çürümüş hissetme).
  • Düşüncelerin kontrol edildiği (düşünce sokulması, çekilmesi vs.) düşüncesi
  • Düşüncelerin yayınlandığı düşüncesi
  • Hareketlerin, algıların dış güçler tarafından kontrol edildiği düşünceleri


Dezorganize düşünce ve davranışlar:
Şizofrenide düşünce içeriği değiştiği gibi düşünceler arasındaki bağlantıda sorunlar vardır. Düşüncelerarası geçiş gevşemiş, araya uygun olmayan gerçek dışı düşünce girmiş olabilir. Konuşma içeriği fakir ve söylenenler birbiriyle tutarsız olabilir. Çok konuşmanın ardında içerikte aslında çok da bir şey anlatılmadığı gözlenir. Düşüncelerin dağılmasına paralel olarak bu kişiler davranışlarını da organize etmekte zorluk yaşarlar. Bunlar olduğunda zaten hasta belirtiyi açık olarak göstermektedir ve tedavi arayışı kaçınılmaz olur. Bu belirtilere pozitif yani dışa vuran belirtiler denilmektedir. Diğer taraftan şizofreninin belirtiler çıkmadan önce sinsice başlayan negatif belirtiler olarak adlandırılan bir belirti kümesi vardır. 

  • Bu kişilerin duygu hissetmesinde ve ifadesinde bir kısıtlılık başladığı göze çarpar.Tek düze bir sesle ,yüz ifadesi donuk ve olağanüstü durgun olabilirler.
  • Günlük aktivitelere,insanlarla olan ilişkiye isteksiz görünür;hastaların bir çoğu odasından çıkmamaya başlar.
  • Dikkat ve konsantrasyonlarında bozulma ders başarısını ve iş hayatını olumsuz yönde etkiler.
  • Kendine bakım becerileri mesela el yıkama banyo yapma gibi günlük rutinler yapılmaz olmaya başlar.
  • Zihni adeta yavaş çalışmaya başlamış gibi görünür.

 

Erişkin Şizofrenisi ile Çocukluk Çağı Şizofrenizi aynı hastalık mıdır?

Son yıllarda çocukluk çağında başlayan şizofreni ile ilgili farkındalık giderek artmakta ve araştırmacılar şu sorulara cevap arıyor:

  • Çocuklarda tanı için erişkin ölçütleri kullanıldığında bu tanı ne kadar güvenilir olmaktadır?
  • Erken ve çok erken başlangıçlı şizofreni ile geç başlangıçlı şizofreni aynı hastalık mıdır ?

Belirtiler 18 yaş öncesi başladığında “erken başlangıçlı şizofreni”(EBŞ) ;13 yaş öncesi başladığında “çok erken başlangıçlı şizofreni” (ÇEBŞ) olarak tanımlanır.

Çocuklarda ne sıklıkla görülür?

Bu sevindiricidir ki çocuklukta başlayan şizofreni çok nadir görülür. Ancak seyri ve çocuğun yaşamını etkileme düzeyi erişkin şizofreniden çok daha ağırdır.

  • ÇEBŞ tanısı alan olguların %20 den fazlası 10 yaşından önce tanı almış ve erkek çocuklarda 2 kat daha sık görülmektedir.
  • Epidemiyolojik çalışmalarda 15 yaş altı 1/10 bin (erişkinlerden 50 kat daha az)
  • Tüm şizofrenik bozuklukların %0,1-1 çok erken başlangıçlı,%4 erken başlangıçlı olgulardan oluşur.
  • Bu alanda yapılan araştırmalar az sayıda olmakla birlikte 10 yaş öncesi şizofreni çok nadir!!!
  • Erken başlangıçta ailesel yatkınlık iki kat fazla, daha güçlü biyolojik yatkınlık,daha ağır seyirli ve kötü sonlanımlı olduğu giderek kabul görmektedir.

Erken ve çok erken başlangıçlı Şizofreniye ait belirtiler...

  • Genellikle 6 yaş öncesi pozitif psikotik belirtilerin (sanrı, varsanı, düşünce ve davranışta dezorganizasyon) görülmediği kabul edilir.
  • Büyük oranda hastalık başlamadan önce çeşitli psikiyatrik belirtiler vardır ve ÇEBŞ bu belirtilerin gölgesinde sinsi başlar.
  • Kolvin şizofreni tanısı alan çocuklarda premorbid dönemde %49 motor gecikme %46 konuşma gecikmesi,%86 sosyal becerilerde anomaliler bildirilmiştir (2006).
  • Şizofreni tanısı alan çocukların %20'sinden fazlasında bilişsel yetiler ve zihinsel kapasite sınırda ya da daha düşük olarak bildirilmektedir. Düşük entellektüel işlevsellik şizofreninin sonucu olabileceği gibi şizofreni için bir risk faktörü de olabilir. Çocuklarda başlangıç genellikle sinsidir, ergenlerde %25 oranında akut başlangıç görülür.
  • Okul başarısında düşme, sosyal çekilme, dezorganize davranışlar, arkadaş ilişkilerinde azalma, günlük aktivetelere ilginin azalması gibi öncül negatif belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Sinsi başlangıç hastalığı tanımayı geciktirir.
  • Çocuklarda görülen belirtilerin tipi ve içeriği çocuğun gelişim düzeyi ile ilişkilidir.
  • Küçük çocuklarda negatif belirtiler tabloya hakimken yaş büyüdükçe pozitif belirtilerde de artış görülür.
  • Genellikle 6 yaş civarı sanrılar ve 8 yaştan sonra varsanılar görülür.
  • Sıklıkla önce işitsel daha sonra görsel varsanılar oluşur.
  • Küçük çocukların sanrıları büyüklere göre çok daha basit, ayrıntıdan uzak; daha çok hayvan ve canavar temalarının olduğu sanrılarken, büyük çocuklarda daha sistemli sanrılar ve katatonik belirtiler görülebilir.
  • Pek çok araştırmada pozitif belirtilerin yaş ve zeka düzeyiyle ilintili olduğu bildirilmektedir.
  • Hastalık öncesi işlevsellik ayrıntılı değerlendirilmesi yıkımın düzeyini belirlememizi sağlar.
  • Küçük çocuklarda yıkımın yanı sıra ulaşması beklenen gelişim düzeyine ulaşamama önemlidir.
  • Düşüncenin denetiminde bozulma içeriğinde fakirleşme mevcuttur.
  • Bilişsel işlevler henüz organize olmadığı için sanrılar daha az görülür ve yetişkinlere göre daha bizardır.
  • Ergenlik döneminden itibaren referans fikirler sıklaşır.
  • Sanrı konuları sıklıkla perseküsyon, büyüklük ya da somatik sanrılardır.
  • Küçük çocuklarda soyut düşünme becerisinin beklenilen düzeye ulaşamaması önemlidir. Normal zihinsel gelişime sahip çocuklarda gerçeği değerlendirme yetisi 3 yaşından sonra gelişmeye başlar, gerçek şizofrenik varsanılar 3 yaş öncesi pek görülmez.
  • İşitsel varsanılar daha çok hastayla konuşan ve yorum yapan, hakaret eden korkutan ismini çağıran sesler şeklindedir.
  • Sesler bedenin içinden duyulabildiği gibi dışarıdan (tv vs)algılanabilir.
  • Görsel varsanılar belli belirsiz şekiller, korkutucu görüntüler, canavarlar, vahşi hayvanlar şeklinde olabilir.
  • Hastalık seyri sırasında belirgin duygudurum değişikleri depresyon, öfori,umutsuzluk boşluk duygusu ortaya çıkabilir.
  • Motor davranış bozukluğu çevreye karşı hareketlerin ileri derecede azalması şeklinde olabili,tüm motor eylemler tamamen durabilir “Katatonik stupor”
  • Şizofrenide garip posturler ve bizar manyerizmler bulunabilir.

Şizofreni niçin olur?

Şizofreni oluşumu aşamasında iki temel teori ortaya atılmış. Bir grup hastada erken dönem normal bir seyir izleyen çocukta negatif belirtilerin başlaması ve ardından görülür pozitif belirtilerin çıkmasıyla yıkımla giden tablo meydana gelir. Diğer taraftan bir grup hastada zaten baştan itibaren çok parlak bir çocukluk ergenlik dönemi yoktur. Bu çocuklar daha içe dönük, motor ve dil becerileri zayıf ve kendi dünyalarına çekilmiş çocuklardır ve giderek bu kapanma artar.


• Nörogelişimsel varsayım
• Nörodejeneratif varsayım

  • Genel olarak kabul gören “iki vuruş varsayımı”na göre; gelişimin erken dönemlerinde genetik ya da çevresel etkenlerle beyin gelişimi de bozulmaktadır. Bu bozukluk uzun dönemde ikinci vuruş için bir hassasiyet ya da yatkınlık yaratmakta, yaşamın daha sonraki dönemlerinde kişiyi etkileyen biyolojik ya da psikolojik nitelikli olay ya da olaylar şizofreni belirtilerini ortaya çıkarmaktadır. (Maynard 2001
  • Beyin dokusunun sonradan bozulduğunu öne süren (nörodejeneratif) varsayım ise, şizofreni hastalarının beyinlerinde ilerleyici bir hasar varlığını vurgular. Bu varsayım giderek kötüleşen klinik tabloyla da uyumludur.
  • Her iki varsayımın da hastalık sürecinde etkin olduğunu öne süren karma-tamamlayıcı varsayımlar da güncelliğini korumaktadır.

Şizofreni gelişiminde kalıtımın etkisi nedir?

  • Birinci derecede akrabalarda şizofreni görülme oranı %10-15
  • Ebeveynlerden biri şizofreni ise çocuklarda görülme oranı %12, ikisi de şizofren ise %35-45
  • Çocukluk başlangıçlı hastaların ebeveyni %25 oranında riske sahipken, geç başlangıçlı hastaların ebeveynindeki risk %11 bulunmuş.
  • Herhangi bir akrabasında şizofreni olmayan hastalarda yaşam boyu şizofreni gelişme olasılığı%1, şizofreni varsa olasılık %2
  • Dizigotlarda kardeşlerden birinde mevcutsa diğerinde olma olasılığı %10-14, monozigotlarda ise bu oran %40-45
  • Monozigotlarda eş hastalanımın tam olmaması çevresel ve psikolojik faktörlerin önemini düşündürüyor.
  • Aynı eli kullanan monozigotlerda bazı çalışmalarda eş hastalanım oranı %100 olması lateralizasyonun önemini ortaya koyuyor.
  • Başlangıç yaşını çevresel nedenler etkiliyor olabilir
  • Şizofrenide ebeveynlerinde şizofreni görülme oranı %5-6, kardeşlerinde %10 kadardır.

Şizofrenide şüpheli genler nelerdir?

  • Şizofrenide birçok gen üzerinde durulmaktadır.
  • 5. kromozomun kısa kolunda parsiyel trizomi
  • Xp 1 bölgesi ve 8. kromozomun p22-21 bölgesi, 22. kromozomun uzun kolu
  • 3. kromozomun kısa kolu
  • 5, 6, 8, 9, ve 20. kromozomun kısa kolları üzerinde durulmaktadır.
  • 22q11 silinme sendromunda (Digeorge sendromu) %25'den fazlasında şizofreni gelişmektedir.

Şizofrenide gebelik enfeksiyonlarının yeri nedir?

  • Doğum komplikasyonlarındaki fazlalık, doğumların mevsimselliği (Şubat-Mayıs), nöropatolojik değişiklerin geçirilmiş enfeksiyonlarla birlikte olması ve immunolojik değişikliklerin bulunması enfeksiyöz köken için kanıt olarak gösterilmektedir.
  • Gebeliğin 6-7. aylarında influenza enfeksiyonu geçirenlerin çocuklarında şizofreni olasılığının yüksek bulunmuş olmasıdır.
  • Diğer bir açıklama ise şizofrenide genlerle ilgili bozuklukların embriyonik gelişimi değiştirmesi ve fetuste komplikasyonları artırmasıdır. Yani ana sorun yapısaldır ve buna bağlı olarak doğumda komplikasyon meydana gelir.

Çoçukluk çağında tanı koymak niçin zordur?

  • Bozukluğun çocukluk çağında çok nadir görülmesi
  • Başlangıcın psikotik özelikli duygudurum bozuklukları ile benzer olması,
  • Şizofrenideki yapısal düşünce bozukluğu ile gelişimsel bozuklukların birbirinden ayırdedilmesindeki güçlük
  • Klinisyenlerin önyargıları ve kişisel kaygıları sebebiyle tanı koymak güçtür…

Şizofreni hangi hastalıklarla karışır?

  • Organik bozukluklar
  • Duygudurum bozuklukları
  • Şizoafektif bozukluk
  • Şizofreniform bozukluk
  • Atipik psikoz
  • Kişilik bozuklukları
  • OKB
  • Mental Retardasyon
  • Yaygın gelişimsel bozukluk
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Cinsel istismar
  • Kısa reaktif psikoz
  • Normal gelişim seyri

Bazı ilaçlar Şizofreni benzeri belirtiler oluşturabilir!

  • Alkol
  • Amfetaminler
  • Antikolinerjikler
  • Barbütirat yoksunluğu
  • Belledon alkoloidleri
  • Benzodiazepin yoksunluğu
  • Halusilojenler
  • Kokain
  • Psikomimetik maddeler
  • Narkotik maddeler
  • Steroidler!!

Bazı nörolojik hastalıklar Şizofreni benzeri belirtiler gösterebilir!

  • Anevrizma,beyin abseleri
  • Epilepsi özelikle temporal lob epilepsisi
  • Hungtintong koresi
  • İntrakranial kanamalar,
  • Kollojen doku hastalıkları
  • Hidrosefali
  • Serebral anoksi
  • Subdural hematom
  • Travma ve tümörler

Bazı hormon hastalıkları Şizofreni benzeri belirtiler gösterebilir!

  • Hipotiroidi
  • Hipertiroidi
  • Addisson hastalığı
  • Cushing
  • Elektrolit denge bozukluğu

Tanı aşamasında; 

  • Genel tıbbi duruma bağlı psikotik semptomlar dışlanmalıdır. Potansiyel organik durumlar değerlendirilmelidir.
  • Diğer test ve prosedurler nörogörüntüleme EEG, laboratuvar testleri, klinik öykü ve fiziksel muayene baz alınarak yapılmalıdır.
  • Ek olarak renal ve hepatik fonksiyonları değerlendiren bazı lab tetkikleri psikofarmakolojik ajanların potansiyel yan etkilerini değerlendirmek açısından gerekli olabilir.
  •  

Uzun vadede olumlu gidiş belirtileri var mı?

Şizofrenide olumlu gidiş göstergeleri arasında şunlar sayılabilir:

  • Hastalık öncesi genel işlevselliğin ve sosyal ilişkilerin iyi olması,
  • Zeka düzeyinin normal ya da yüksek olması,
  • Sosyoekonomik düzeyin normal ya da yüksek olması,
  • Kadın olmak,
  • Evli olmak,
  • Hastalığın 20’li yaşlardan sonra başlaması,
  • Ailede şizofreni öyküsünün bulunmaması,
  • Hastalığın hızlı (akut) bir şekilde başlaması,
  • Bilişsel bozulmaların görülmemesi,
  • İçgörünün olması (hastalığın farkında olunması),
  • Tedavi uyumunun iyi olması,
  • Tedaviye erken başlanması,
  • Hastane yatışına daha az ihtiyaç duyulması
  • Ailede abartılı duygu dışavurumu düzeyi olmaması (sağlıklı duygu dışavurumu varlığı)
Sayaç